Haberler
Hukuk Haberleri Eylül 2010
Aylık Hukuk Bülteni Eylül 2010 - Türkiye'de irtibat büroları
Özel Dosya - Türkiye'de şirket birleşmeleri ve devralmalar
Rus Hukuku Hakkında
Faydalı Bilgiler

Bu çalışma Arzinger & Partners /Moskova ve Novosibirsk Hukuk Firmaları tarafından hazırlanmış ve Dr. Rainer Arzinger ve Tanya Galander tarafından 2002 yılında yayınlanan Rus Ekonomi Hukuku adlı kitaptan alınmıştır. Yayın tarihinden bu yana mevzuatta yapılan değişikliklerin önemli bir kısmı çalışmaya dahil edilmiştir. Ancak Rusya’da mevzuat sıkça değiştiğinden ilgili alandaki bilgilerin teyidi için büromuzla irtibata geçilmesi önerilir.

A. Rus Şirketler ve Sözleşmeler Hukukuna Giriş

Son yıllarda, Rus ekonomisinin büyümesiyle hukuk sistemindeki reform süreci paralel gitmiştir. Doksanlı yılların başından bu yana, kanunlar ve sair yasal düzenlemeler sistematik bir şekilde yenilenmiş ya da en azından, eksiklikleri giderilmiştir.

Başkan Putin’in yönetimindeki Rus Federasyonu’nda, ekonomi hukukunda daha ileri reformlar yapılmasına ilişkin çok geniş kapsamlı bir program devreye sokulmuştur. Bu reformlar, ülkenin ekonomik gelişiminin iç gücünü pekiştirecek koşulları sağlamak amacıyla gerçekleştirilmiştir. Yani, Rusya’da ticari faaliyetlerin sürdürülmesi için uygun ve rahat bir ortamın yaratılması hedeflenmiştir. Rusya’daki yatırımların, hukuki bakış açısından girişimciler için hem çekici, hem güvenli olması istenmektedir.

    1. Şirketler Hukuku

          1. GİRİŞ

Rus şirketler hukukuna ilişkin temel kuralları, Rusya Federasyonu Medeni Kanununda, Limited Şirketler ve Anonim Şirketler Kanunlarında bulabilirsiniz.

Dahası, en son 22 Temmuz 2005 günü çeşitli değişiklikler geçiren 9 Temmuz 1999 tarihli Rusya Federasyonu Yabancı Yatırımlar Kanunu da mevcuttur. Bu kanun, yabancı yatırımların Magna Charta’sı sayılır ve yabancı yatırımlar için temel prensipleri içerir. Yabancı yatırımcılar, bu kanun sayesinde yerli yatırımcılarla eşit haklara kavuşurlar.

Medeni Kanun üç bölümden oluşur. 1. Bölüm temel kuralları, borçlar hukuku genel hükümlerini ve ticaret hukukunun genel hükümlerini içerir. Dolayısıyla, 1. Bölüm bir nevi ticaret kanunu gibidir. Rusya’da, Almanya’daki gibi özel bir ticaret kanunu bulunmaz. Günümüze kadar, Rus sistemi çeşitli açılardan Hollanda geleneğini izlemiştir. Ancak, medeni hukukla ticaret hukukunu tek bir kanunun içinde kanunlaştırmak, eskiden kalma bir Sovyet geleğidir. Medeni Kanun, büyük ölçüde Avrupa ticaret hukuku geleneğine dayalıdır, ancak bire bir uyumlu değildir.

Medeni Kanunun 2. Bölümü, borçlar hukuku özel hükümlerini içermekte olup, 3. Bölümde milletlerarası özel hukuk hükümlerine yer verilmiştir.

Yabancı yatırımcıların Vergi Kanununun 1. ve 2. Bölümlerini ve diğer özel kural ve düzenlemeleri de (örneğin ruhsat alımına ilişkin düzenlemeler) göz önünde bulundurması gerekir.

b. Birleşik Devlet Sicili

1 Temmuz 2002 tarihli Birleşik Devlet Sicili Kanunu, Rusya’da ilk kez olarak, ticaret şirketleri ve kuruluşları için Orta Avrupa standartlarına uygun bir birleşik devlet sicilinin kurulmasını sağlamıştır. Bu federal sicil, daha çok iş adamlarının ortakları ve diğer şirketler hakkında bilgi almasını sağlamaktadır. Sicil, vergi dairelerinde tutulur. Bundan dolayıdır ki, eski döneme kıyasla çok daha az bürokratik işlem gerektiren ticaret siciline kayıtla birlikte, vergi numarası da alınmaktadır.

Sicil birleşiktir ve kamuya açıktır. Kuruluş amacı Rusya’daki bütün şirketlerin, kurum ve kuruluşların kaydının tutulması, işlevi ise Rusya’daki bütün tüzel kişiliklerin tescil edilmesidir. Sicilden talep edilen hemen hemen bütün bilgiler (gerçek kişi girişimciler hakkındaki bilgiler hariç) herkese önemsiz bir harç karşılığında verilir. Kanun, bütün yeni şirketlerin başvurularından itibaren beş (5) gün içinde tescilinin tamamlanmasını emretmektedir; ancak bu süre çok azdır ve uygulamada işlemler genellikle beş gün içinde tamamlanamamaktadır.

Ticari amaçlı bütün kişilerin tescil edilmesi şarttır ve ancak birleşik devlet siciline yapılan bu tescil sayesindedir ki ticari kişi statüsü (hem gerçek, hem tüzel kişiler için) kazanılır.

Yalnız, Alman ticaret siciline kıyasla Rus ticaret sicilindeki bir dezavantaj gözden kaçırılmamalıdır: Rus birleşik devlet sicili şirketlerin bilançoları ve yıllık beyannameleri gibi iktisadi yapılarına ilişkin bilgileri içermez.

c. Rusya’da Şirket Türleri

Rus hukuku, birkaç farklı şirket türü arasında bir ayrım getirir. Medeni Kanun, aşağıdaki türleri birbirinden ayırıp tanımlamaktadır:

Özel Girişimci,

Adi Şirket,

Tam Ortaklık,

Komandit Ortaklık,

Limited Şirket,

Paylı Komandit Şirket,

Kapalı Anonim Şirket ve

Açık Anonim Şirket.

Bir özel girişimci (iş adamı gerçek kişi) kendi ticari faaliyetini yürüten bir şahıs (gerçek kişi) olup, borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur. Gerçek kişilerin ticari işletme kurabilmek için kullanabilecekleri yegane tip budur. Birleşik sicile tescil zorunludur.

Bir medeni hukuk şirketi ve bir tam ortaklık, konsolide (bölünmüş) sermayeli şirketlerdir. Sermaye, şirket/ortaklık adına ticari faaliyete girişme konusunda anlaşan ve şirketin/ortaklığın borçlarından bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumlu olan iki ya da daha fazla ortak arasında bölünür.

Bir komandit ortaklık, sermayesi birlikte ticari faaliyet yürütme konusunda anlaşan iki ya da daha fazla ortak arasında bölünen bir şirkettir. Ortaklardan en az biri (genel ortak), ticari faaliyetleri ortaklık adına sürdürür. Genel ortak, ortaklığın borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur ve ortaklardan bir diğeri (komanditer ortak) şirket borçlarından ortaklığa yaptığı katkı miktarı kadar sorumlu olacaktır. Bir komandit ortaklıkta en az bir komanditer ortak olması gerekir. Eğer bir komandit şirkette ortak olarak sadece genel (komandite) ortak kalmışsa, şirketin tasfiye edilmesi ya da yeniden yapılandırılması gerekir.

Bir limited şirket, sermayesi paylara bölünmüş bir şirkettir. Hissedar şirket borçlarından şahsen sorumlu değildir; bunun yerine, limited şirket, kendi borçlarından şirketin malvarlığıyla sorumludur.

Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket limited şirkete benzer kurallarla düzenlenmiştir. Ek olarak, bütün hissedarlar aralarında yapılan bir anlaşma doğrultusunda şirketin borçlarından malvarlıklarıyla sorumlu olurlar. Bu şirket türüne, uygulamada pek rastlanmaz.

Bir açık anonim şirket ve bir kapalı anonim şirket (yazımızın geri kalanında, her iki şirket türünden de kısaca “anonim şirket” olarak söz edilecektir) sermayeleri paylara bölünmüş şirketlerdir. Hissedarlar, anonim şirketin borçlarından kendi malvarlıklarıyla sorumlu değildir; ancak anonim şirket borçlarından bütün malvarlığıyla sorumludur. Kapalı anonim şirketlerin hisseleri sadece ortaklar arasında paylaştırılır ve borsada halka arz edilmez. Diğer taraftan, açık anonim şirketlerin hisseleri serbestçe tedavül ettirilebilir.

Rusya Federasyonu’ndaki asgari sermaye miktarları, bir hükümet kararnamesiyle tespit edilen asgari ücret oranına göre (1 Eylül 2005 itibariyle 800,- Ruble) hesaplanır. Ancak, asgari sermaye payının ya da diğer masrafların hesaplanması için, asgari ücret oranı 100,- Ruble olarak alınacaktır. Bir açık anonim şirket kurmak için gerekli asgari sermaye miktarı 1000 asgari ücret, yani RUB 100.000,- Rubledir (yaklaşık. 2941,00 Avro). Payların karşığılı ayni ya da nakdi olarak ödenebilir. Ayni katkıların değeri, eğer söz konusu ayni katkı 200 asgari ücreti aşıyorsa (20,000,- Ruble) kanunda gösterilen biçimde bir eksper tarafından takdir edilecektir. Bir kapalı anonim şirket kurmak için gerekli asgari sermaye 100 asgari ücrettir (10.000,- Ruble (yaklaşık 294,10 Avro)).

Bir limited şirketin asgari sermayesi, 100 asgari ücrete (10,000,- Ruble (yaklaşık 294,10 Avro) denk olmalıdır.

Özel girişim, tam ortaklık, komandit şirket, medeni hukuk ortaklığı gibi türler, yükümlülükler konusunda getirdikleri önemli dezavantajlar nedeniyle iş adamları tarafından pek tercih edilmez. Aynı nedenlerle, paylı komandit şirketler de pek yaygın değildir.

2. Sözleşmeler Hukuku

a. Giriş

Rusya’daki medeni (sözleşmesel) ilişkileri düzenleyen temel kanun, Medeni Kanundur. 1. ve 2. Bölümler sırasıyla 1996 ve 1997’de yürürlüğe girmiş olup, 3. Bölümün yürürlük tarihi 2000’dir.

Pek çok Avrupa ülkesi gibi, Rusya da Uluslararası Mal Satımı hakkındaki Birleşmiş Milletler Konvansiyonu’na (CISG) taraftır.

b. Sözleşmeler Hukuku

Sözleşmeler, kanun zorunlu bir şekil şartı getirmediği sürece, yazılı ya da sözlü olarak yapılabilirler. Eğer kanun herhangi bir noktanın yazılı olarak belirtilmesini emrediyorsa, taraflardan her biri yazılı belgeyi imzaladıktan sonra ya da aralarında bir sözleşme akdetmeye ilişkin iradelerini ifade eden, usulüne uygun bir şekilde imzalanmış mektup ya da telgrafları birbirlerine gönderdikleri zaman sözleşmenin hüküm doğuracağı kabul edilir.

Uluslar arası sözleşmeler için, Rus sistemine göre sözleşmenin biçimi bakımından Rus hukukunun hükümlerine uyulacaktır. Rus hukukuna gore, böyle bir sözleşmenin yazılı biçimde akdedilmesi gerekir. “Uluslar arası sözleşme” teriminin bir tanımı yoktur. Bu yüzden, sınır aşan karakter taşıyan her sözleşme uluslar arası sözleşme olarak kabul edilip yazılı biçimde hazırlanmalıdır. Aksi takdirde, söz konusu sözleşme hükümsüz sayılacaktır.

c. Medeni Hukukun Genel Prensipleri

Rusya’daki medeni hukuk çerçevesi aşağıdaki genel kabul görmüş prensiplere uygundur:

- Taraflar için sözleşme özgürlüğü vardır.

- Kanun tarafından özel kısıtlamalar getirilmediği sürece, bir sözleşmenin ya da hukuki işlemin geçerliliği için herhangi bir şekil ya da içerik şartı yoktur.

- Herkes ticari faaliyette bulunabilir.

- Tarafların sözleşmesel yükümlülüklerini iyi niyetle yerine getirmeleri gerekir.

Medeni hukukun bütün öznelerinin eşitliği, özel alanın korunmasından vazgeçilemeyeceği ve hukuk tarafından varlığı kabul edilen hakların mahkemelerce korunması gibi diğer prensipler de mevcuttur.

d. Uygulanacak Hukuk ve Yetkili Mahkeme Seçimi

Rus Medeni Kanununun 3. bölümünde milletlerarası özel hukuk hükümleri bulunmaktadır. Genel olarak, bu hükümler karar verme özerkliğini güvence altına almaktadır; yani, Rusya’da yürürlükteki mevzuat tarafından aksi öngörülmediği sürece, taraflar bir sözleşmeye uygulanacak hukuku kendi aralarında kararlaştırabilirler. Eğer taraflar sözleşmesel yükümlülüklerine uygulanacak hukuku kararlaştırmamışlarsa, hukuki işlemle en yakın bağlantısı olan ülkenin hukukunun uygulanması kuralına uyulacaktır.

Taraflar, bir sözleşmenin uygulamasından doğan uyuşmazlıklara bakacak mahkemeyi kendi aralarında kararlaştırabilirler. Ancak, Almanya ile Rusya arasında iki ve çok taraflı uluslar arası anlaşmalar bulunmadığı için, Alman adli mahkemelerinde ve Rus devlet ve tahkim (ekonomik) mahkemelerinde (??????????? ???, Wirtschaftsgericht) alınan kararlar için, bu iki ülkede tanıma ve tenfiz işlemleri yapılamamaktadır.

Taraflar, yetkili ya da görevli mahkeme olarak diğer bir tahkim mahkemesini seçebilirler. Örneğin, Rusya’daki çeşitli Ticaret Odalarında ya da diğer ülkelerde düzenli uluslar arası tahkim mahkemeleri mevcuttur. Yalnız, Rusya’daki sözde tahkim mahkemelerinin devlet denetimindeki ekonomik mahkemeler olduğunu göz ardı etmeyiniz. Maalesef, bu mahkemelerin adı iyi seçilmemiştir.

B. RUSYA’DA LIMITED ŞIREKTLER

1.Genel olarak

Limitet Şirketleri Kanununa (LtdŞK) göre anonim şirketlerin kuruluşundan farklı olarak iki kuruluş belgesine ihtiyaç vardır: şirket tüzüğü ve kuruluş sözleşmesi. Sadece tek kişiyle kurulan limited şirketlerde kuruluş sözleşmesine ihtiyaç yoktur. Fakat LtdŞK’nın 11. maddesinin lafzına göre başka bir ortağın şirkete dahil edilmesi durumunda bir kuruluş sözleşmesi yapılması gereği çelişkili bir durum ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle tüzüğün yanı sıra ortakların sadece şirket kuruluşundaki değil aynı zamanda şirketin var olacağı süre boyunca birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen şekli bir kuruluş sözleşmesine de ihtiyaçları vardır.

Kanun, kuruluş sözleşmesi ve tüzük içeriğinin birbirine paralel olması şartını öngördüğünden bu iki belgenin birbiriyle çelişkili olmamasına dikkat edilmelidir. Nitekim bu belgelerin birbirleriyle çeliştikleri durumlar bakımından kanunda gerek iç ilişkide (diğer ortaklarla olan ilişkilerde) gerekse dış ilişkilerde (Konu, Yetki) öncelikle tüzükteki hükümlerin esas alınacağı düzenlenmiştir (LtdŞK md. 12 fık. 5).

Kuruluş belgelerinin aynı zamanda yazılı şekilde düzenlenmesi şart koşulmuştur. Genel olarak tüzel kişiler için gerekli olan verilerin yanı sıra kuruluş sözleşmesinde aşağıdakilerin de bulunması zorunludur:

  • Ticaret unvanı ve kısaltması

  • Şirket merkezinin bulunacağı yer

  • Şirket organlarının oluşturulması ve yetkileri

  • Karar nisaplarına ilişkin düzenlemeler (Oy Çoğunluğu veya Oybirliği)

  • Esas sermayenin belirlenmesi

  • Ortakların paylarının belirlenmesi

  • Ortakların hak ve yükümlülükleri

  • Ortakların şirketten ayrılmasına ilişkin düzenlemeler

  • Ortaklık payının veya kısmi ortaklık payının devri ile ilgili düzenlemeler

  • Şirketlerin belgelerine ve bilgilerin şirkete veya üçüncü kişilere aktarılması usulüne ilişkin düzenlemeler

  • Limitet Şirketleri Kanununa ve diğer federal kanunlara aykırı olmamak şartıyla şirketin statüsüne ilişkin hükümler bulunabilir

Belirtilen düzenlemeler, Rusya’da kurulan şirketlerin tüzüklerinin diğer ülkelere oranla çok daha uzun ve ayrıntılı olmasına yol açmaktadır. Tüzükte bazı hükümlerin emredici olarak yer alması ile ilgili şart, aynı zamanda tedbir amaçlı da olsa, ilgili kanun hükümlerine sözleşmede de yer verilmesine yol açmaktadır.

Limitet Şirketlerin kurucu ortak sayısı kanunla en fazla 50 olarak belirlenmiştir. Tek kişiyle kurulması da mümkündür. Ancak dikkat edilmesi gereken hususlardan biri şirket ortaklarından en az birinin gerçek kişi olmasıdır. Bir limitet şirketin sadece iki ve daha fazla tüzel kişi tarafından kurulması mümkün değildir.

2. Limitet Şirketlerin Esas Sermayesi

19.02.1998 tarihli Limited Şirketleri kanununa göre esas Sermayenin asgari tutarı “100 asgari ücret” olarak belirlenmiştir. Dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de Rusya’da iki tür asgari ücretin mevcut olmasıdır. Asgari sermaye tutarı belirlenirken bu asgari ücret tutarlarından ikincisi (Asgari Ücret 2 olarak da ifade edilir) esas alınacaktır. Buna göre bir limitet şirket kurulurken esas sermaye tutarı en az 100 asgari ücret çarpı 100 Ruble (Nisan 2005’den beri geçerli olan tutar), yani 10.000 Ruble ( 270 € ) olacaktır. Yabancı Sermaye Kanunu yürürlüğe girene kadar yerli ve yabancı arasında bir ayrım gözetilmekteydi. 1994 tarihli tüzel kişilerin tesciline ilişkin Jelzin-Kanunu uyarınca yabancılar bakımından “1000 asgari ücretlik” bir asgari esas sermaye tutarı geçerliydi. Medeni Kanun ve LtdŞKanunu uyarınca sadece 100 asgari ücretlik esas sermaye tutarı yeterli olacağı için eşitlik ilkesi ışığında yabancı katılımlı şirketler açısından da geçerli olması gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktaydı o dönemlerde. Doktrinde yine de Jelzin-Kanununu destekleyen aksi görüşler de bulunmaktaydı. Ancak Yabancı Sermaye Kanununun yürürlüğe girmesi ile beraber tüm bu tartışmalar sona ermiştir. Zira kanunda yabancı sermayeli şirketlerin kuruluşlarının ve tasfiyelerinin Rus Kanunlarına göre yapılacağı açıkça düzenlenmiştir. Farklı bir anlatımla Rus bir şirket ile yabancı sermayeli bir Rus şirketinin kuruluşu ve tasfiyesi arasında hiçbir fark yoktur.

Tescilin yapılacağı anda esas sermayenin en az yarısının ödenmiş olması gerekir. Bakiye kısmın ise şirketin faaliyete geçtiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde ödenmesi gerekir.

Esas Sermaye tutarının tespitinde kuruluş anı esas alınır. Tescilin yapıldığı ana kadar asgari ücretle ilgili düzenlemelerde bir değişikliğin meydana gelmesi tescil talebinin reddi için bir gerekçe oluşturamaz.

Rus Hukuku da tüm şirket ortakları için karşılığı ödenmeyen ortaklık payları açısından bir yetersizlik sorumluluğu öngörmektedir. Tüzel kişilerin ortakları Rus Hukuku uyarınca pay karşılıklarının ödenmemesinden dolayı müteselsilen sorumlu olmaktadırlar. Bu nedenle sermaye taahhüdlerinin yerine getirilmesi bütün ortakların menfaatinedir.

Rus Hukukuna göre kuruluşun ayni şekilde olması da mümkündür. LtdŞK ile beraber sermaye olarak konulan ayınların değer biçiminin 29.Haziran 1998 tarihli “Rusya Federasyonundaki Bilirkişilik Faaliyeti hakkındaki Kanuna” göre yapılacağı belirlenmiştir. Bu koşul, ayni sermaye değerinin asgari ücretin 200 katını aştığı her durum bakımından emredicidir. Değer biçiminin aynı zamanda Ortaklar Kurulu tarafından oybirliği ile onaylanması gerekmektedir. Bilirkişinin takdir ettiği değerin ayni sermayenin gerçek değerinden fazla olduğu anlaşılırsa aradaki farktan tüm şirket ortakları ve bilirkişi bakımından 3 yıl süreyle tali ve müteselsil bir sorumluluk söz konusu olur. Kullanma haklarının da ayni sermaye olarak konması mümkündür. Kullanma hakkının sona erdiği durumlarda, bunu ayni sermaye olarak getiren kişinin sermayenin korunması amacıyla bir denkleştirme yapması gerekmekir. Md. 16 fık. 1’de zımni ayni sermayenin yasak olduğu hususu hükme bağlanmıştır. Ortağın şirketten olan alacağı ile şirkete olan ayni sermaye borcu bakımından bir takas yasağı söz konusudur.

3. Şirketin Kuruluşu

Limitet Şirketler tüzel kişiliklerini tescil ile beraber kazanır. Şirketlerin tescil işlemini yapmadan ticari faaliyete geçmesi yasaktır. Tescil işleminin yapılması ve tescilin ilan edilmesi ile beraber merasim tamamlanır. Rus hukukunda “Tüzel Kişilerin Ve Özel Teşebbüslerin Tescil Usulüne İlişkin 08.08.2001 tarihli Kanunla tescil işlemlerinin nasıl yapılacağı belirlenmektedir. Buna göre tescil işlemlerinde şu adımların izlenmesi gerekir:

Öncelikle Moskova’da bulunan Federal Vergi Dairesine kuruluş belgelerinin teslim edilmelidir. Bu Vergi Dairesi tüm kuruluş belgelerini topladıktan 5 gün sonra şirket kuruluşunu resmi olarak belgeler. Gecikmelerin engellenmesi için belgelerin özenle hazırlanması ve eksik olmamasına dikkat edilmelidir. İbraz edilmesi gereken belgeler şunlardır:

  • Tüzel kişiliğin tescili talebine ilişkin eksiksik olarak doldurulmuş form

  • Kuruluş Protokolü: Ortakların Rusya’da şirketin kurulmasına ilişkin kararı noter tasdikli olarak bir protokol şeklinde ibraz etmeleri gerekmektedir.

  • Kuruluş Sözleşmesi

  • Şirket Tüzüğü

  • Genel Müdürün pasaportunun fotokopisi (noter tasdikli)

  • Esas Sermayenin kuruluş için gerekli olan kısmının ödendiğini teyit eden banka ekstresi

Bu belgelerin yanı sıra şunlara ihtiyaç vardır:

Tüzel kişi ortaklar için:

  • Ticaret Sicilindeki kayıtları

  • Tüzel kişiliğin bilançosu

  • Vergi numarasının bulunduğunun teyidi için maliye bakanlığından alınacak belge

  • Ev Bankasından kredibilite durumuna ilişkin belge

Gerçek kişiler ortaklar için ise:

  • Pasaport fotokopisi

Vergi dairesinde tescilin yapıldığı gün, merkezi ticaret siciline de tescil için başvuruda bulunmak gerekir. İbraz edilecek belgeler şunlardır:

  • Talepname

  • Ticaret unvanı mühürünün örneği

  • Genel müdürün pas fotokopisi

  • Ana Muhasebecinin pas fotokopisi

  • Ticaret unvanı mühürünün hazırlanmasına ilişkin genel müdür kararı

  • Genel Müdürün tayin edildiğini teyit eden belge

  • Şirketin Tescili edildiğine ilişkin resmi belge

  • Şirket Tüzüğü

Şirket kuruluşunun başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesinden sonra şirkete bir vergi numarası verilip vergi mükellefi olarak tespit edilir. Daha sonra çeşitli kurumlarda kayıtların sırası ile yapılması gerekmektedir. Bunlar:

Moskovadaki devlet istatistik kurumu, sosyal güvenlik fonu, devlet emeklilik fonu, sağlık sigortası fonu ve devlet rekabet kurumudur. Eğer yabancı personele şirkette görev verilmek isteniyorsa bunlar için gerekli çalışma izinlerin de alınması gerekir.

C. RUSYA’DA ANONİM ŞİRKETLER

  1. Genel olarak

Anonim şirketler 1990’da kapalı ve açık anonim şirketler olmak üzere iki türde düzenlenmiştir. Medeni Kanunun ve Anonim Şirketleri Kanununun yürürlüğe girmesi ile beraber bu alanda ortak bir düzenleme ve tekdüzelik sağlanmıştır. Bundan sonra tekdüze anonim şirketler, özel hükümlerle düzenlenen kapalı ve açık anonim şirket olarak iki türde var olabileceklerdir. Bu anonim şirket türleri amerikan hukukundaki Corporate Law hükümleri esas alınmak suretiyle düzenlenmiştir. Bu Şirket türleri Alman Hukukundaki ikili sistemin (A.Ş./Ltd Ş) benimsenmiş olmasından dolayı 1990 yılına Rusya’nın yabancısı olduğu sistemlerdir. Belirli alanlarda faaliyet gösteren anonim şirketler, örneğin bankacılık, yatırımcılık ve sigortacılık, bakımından özel hükümlere tabidir. Özel düzenlemelerin bulunmadığı hallerde ikincil hukuk olarak anonim şirketleri kanunu uygulanacaktır.

  1. Kapalı Anonim Şirketlerin Özellikleri

Kapalı Anonim Şirket, Açık Anonim Şirketten birçok özel hükümle ayrılır. Bu özel hükümlerden birisini hisse devrine getirilen sınırlamalar teşkil eder. Bu şirketlerin sadece sermayeye dayalı değil aynı zamanda bireysel boyutları da bulunur. Kapalı Anonim Şirketlerde hisse devri, ancak kuruluş aşamasında belirlenen kişilere yapılabilmektedir. Üçüncü kişilere devredilmek amacıyla hisse senetlerinin çıkarılması yasaktır. Kapalı anonim şirketlerde aynı zamanda hissedarların başka bir hissedara devretmek istediği hisseler üzerinde ön-alım hakları mevcuttur. Ön-alım hakkının kullanılmasına ilişkin düzenlemelere tüzükte yer verilmesi zorunludur. Anonim Şirketleri Kanununun 7. maddesi uyarınca hisseyi devretmek isteyen hissedarın diğer hissedarları yazılı olarak bilgilendirme yükümlülüğü vardır. Hissedarların veya şirketin 2 ay içinde ön-alım hakkını kullanmaması halinde hissenin veya hisselerin üçüncü kişiye devri mümkündür. Eski düzenlemeye göre bu hakkın kullanım süresi en az 30, en çok 60 gün olabiliyordu. Artık on günden az olmamak kaydıyla bu sürenin tüzükte serbestçe belirlenmesi mümkündür. Ön-Alım hakkının devri ise mümkün değildir. Açık Anonim Şirketlerde ise bir ön-alım hakkının tanınması dahi mümkün değildir.

Kapalı Anonim Şirketlerde hissedarların sayısı en çok 50 olarak belirlenmiştir. Ortak sayısı bu üst sınırı aşarsa 1 yıl içinde ya anonim şirket açık A.Ş.’ye dönüştürülecek ya da ortakların sayısı kanuni sınırlamaya uygun bir hale getirilecektir. Belirtilen bu süre içinde bu iki değişiklikten birisi yapılmaz ise bir mahkeme kararına dayalı olarak şirketin tasfiye edilmesi yoluna gidilir. Açık Anonim Şirketlerde hissedarların sayısı kanunla sınırlanmamıştır. Ancak 50’den fazla hissedarın bulunması halinde pay defterinin bağımsız bir kuruluşca tutulması gerekir.

Kapalı bir anonim şirketin rahatlıkla açık bir anonim şirkete dönüştürülmesi veya bunun tersi mümkündür. Şirketlerin yeniden yapılanması ile ilgili düzenlemeler anlamında bir dönüştürme söz konusu olmadığı için buradaki hükümler de uygulanmaz. Ortakların sayısına ilişkin düzenlemelerle beraber belirli nitelikteki şirketlerin sadece açık A.Ş. şeklinde kurulabilmelerine ilişkin kurallar ve asgari esas sermaye ilişkin kuralların da dikkate alınmasında yarar vardır.

Yapılan kanuni değişiklikler, özellikle hisse devirlerinin genel olarak kapalı A.Ş. bakımından da kolaylaştırılmış olması, nedeniyle sınırlı sayıda özelliği kalmış, limitet şirketin gereksiz bir alternatifini teşkil eder duruma gelmiştir. Ancak Limitet şirketlerin birtakım problematik ve karakteristik nitelikteki özeliklerine sahip olmaması, kapalı A.Ş. ler açısından bir artı olarak göze çarpmaktadır. Aynı şekilde açık anonim şirketlerin Kıymetli Evrak Merkezinde kaydedilmesi zorunluluğu nedeniyle ilgili masrafların kapalı anonim şirketler bakımından söz konusu olmadığı anlaşılmaktadır.

  1. Anonim Şirketlerin Kuruluşu

Anonim Şirketlerin kuruluşu prosedüründe öncelikle kurucuların genel kurul toplantısı yapma yükümlülükleri bulunur. Bu toplantıda şirket kuruluşuna, tüzük düzenlemesine ve şirket sermayesinin veya hisselerinin değerine ilişkin kararın oybirliği ile alınması gerekir. Eğer Şirket tek bir kişiden oluşuyorsa karar onun tarafından alınır. Şirketin yönetim kurulu organları ise dörtte üç çoğunluk ile seçilir. Kurucular, aldıkları bu karar temelinde yazılı olarak kuruluş sözleşmesini hazırlamakla yükümlüdür. Kuruluş sözleşmesinde, kurucuların şirket kuruluşundaki yükümlülüklerinin yanı sıra, esas sermayeye, çıkarılacak hisse senedi türlerine ve sermaye getirme borçlarının nasıl ifa edileceğine ilişkin hükümlerin yer alması gerekir. Limitet Şirketlerden farklı olarak bu sözleşme “kurucu” bir nitelik taşımamaktadır. Buna rağmen uygulamada tescil memurluklarının bu belgeyi talep ettikleri görülmektedir. Tek bir hissedar tarafından şirketin kurulması halinde kuruluş sözleşmesine ihtiyaç duyulmayabilir.

Anonim Şirket kurulurken izlenilecek adımlar aşağıda tek tek belirtilmiştir:

  • Şirketin kuruluşuna ilişkin bir sözleşmenin hazırlanması ve akdedilmesi

  • Genel Kurul toplantısında karar alınacak hususlara ilişkin belgelerin hazırlanması

  • Genel Kurul toplantısı hazırlığının yapılması ve ilgili hususlarda kararların alınması

  • Bankada hesabın açılması ve taahhüt edilen sermaye bedelinin ödenmesi

  • Tescil memurluğuna ilgili belgelerin sunulması

Anonim Şirketlerin kuruluş belgesi tüzüğüdür. Bu tüzüğün öncelikle tüm tüzel kişiler için öngörülen asgari şartlara uygun olması gerekir. Bunların yanı sıra Medeni Kanunda (Md. 98 fık. 3) ve anonim şirketleri kanununda (Md.11) belirtilen şartların da göz önünde bulundurulması gerekir. Burada bahsi geçen şartlar şunlardır:

  • Şirketin Ticaret Unvanı ve kısaltması

  • Şirket Türü (açık veya kapalı)

  • Hisselerin sayısı, nominal değerleri ve türleri (bulunması halinde imtiyazlı hisselerin)

  • Hissedarların tüm alanlardaki hakları

  • Esas Sermayenin Miktarı

  • İdare Organının yapısı ve yetkisi ile karar alma nisabına ilişkin kurallar

  • Ortakların Genel Kurula çağırılmasına ve toplanmasına ilişkin kurallar, aynı zamanda oybirliği ve nitelikli çoğunluğa ilişkin olası şartlar

  • Şirketin şubeleri ve temsilciliklerine ilişkin kurallar

Tek kişiyle kurulan anonim şirketlerde kuruluş kararının esas sermaye miktarını, hisse senedi türlerini ve hisse bedellerinin ödenmesine ilişkin kapsam ve usulü içermesi gerekir.

7. Ağustos 2001 tarihli Kanunda hisse bedellerinin ödenmesine ilişkin bir yenilik getirmiştir. Tescilden itibaren 3 ay içinde hisse bedellerinin sadece % 50’sinin ödenmesi gerekir. Bundan önceki düzenlemede tescil anına kadar hisse bedellerinin en az % 50’sinin ödenmiş olması gerekmekteydi. Bunun pratik anlamı tescilden sonra ödeme sürecinin uzatılmasıdır. Bu düzenlemeye bağlı olarak Anonim Şirketleri kanununun yeni md. 2 fık. 3 uyarınca hisse bedellerinin % 50’si ödeninceye kadar sadece kuruluş işlemlerin yapılabileceği hükme bağlanmıştır.

  1. Esas Sermaye ve Hisse Senetleri

Açık Anonim Şirketlerin esas sermayesi, şirketin tescil edildiği tarih esas alınmak suretiyle, aylık asgari ücretin 1000 katından az olamaz (100.000 Ruble). Kapalı Anonim Şirketlerde ise bu tutar aylık asgari ücretin 100 katından az olamaz. Çıkarılan tüm hisse senetlerin aynı nominal değere sahip olması gerekir. Anonim Şirketi kanunu uyarınca hisse senetlerinin ancak nama yazılı olarak çıkarılması mümkün olup hamiline yazılı olarak çıkarılmasının yasak olduğu görüşü doktrinde baskındır. Pay defterinde ise hissedarın gerek kendi adına gerekse başka bir kimse adına özellikle menkul kıymetler borsasından yetki verilen kimselerin de kaydedilmesi mümkündür.

Hisse Senetleri, adi ve imtiyazlı hisse senetleri şeklinde ayrılmaktadır. İmtiyazlı senetleri, şirket esas sermayesinin % 25’inden fazlasına tekabül edecek şekilde çıkarılamaz. İmtiyazlı hisse senetlerin kendi içinde ayrılması halinde, temeddü dağıtımını talep etme ve tasfiye payına katılma hakkınına ilişkin sıralamanın tüzükte ayrıca düzenlenmesi gerekir.

Hisse senetlerin yanı sıra tahvillerin ve kıymetli evrakların da çıkarılması mümkündür. Tahvillerin çıkarılmasına ilişkin olarak tek tek düzenlemelere yer verilmesine karşın kural olarak MK md. 143’te belirtilen kıymetli evrakların da bu düzenlemelerin kapsam alanı içinde oldukları kabul edilmektedir. Kıymetli evraklarin hisse senetleri ile değiştirilmesi hakkının tanınması da mümkündür.

D. RUSYA’DA VERGİ HUKUKU

  1. Genel Olarak

Yakın bir tarihe kadar çeşitli kanun ve yönetmeliklerde düzenlenmekte olan Rus Vergi Hukukunun tek bir çatı altında toplama faaliyetleri başlamıştır. 1. Ocak 1999 tarihinde Vergi Kanunun birinci kitabı olarak genel hükümler ve 1. Ocak 2002 tarihinde ise Vergi Kanunun 2. Kitabında Esaslı kısım adı verilen bölüm yürürlüğe girmiştir. Yürürlüğe giren bu kanunla beraber vergi reformunun hayata geçirilmesi bakımından önemli adımlar atılmış oldu. Bu kanun bir yandan vergi yükünü hafifletletmekte, diğer yandan Rus muhasebe kurallarının uluslar arası normlara yaklaşmasını sağlamaktadır.

Bu köklü reformun yapılış nedenlerinden en önemlisi Vergi Sistemindeki adaletsizlikti. Buna teyit edebilecek en önemli veri, vergi oranları Almanya’dakinden çok daha üstünde olmasına rağmen 2000 yılında Almanya’da toplanan vergi gelirinin ancak dörtte birinin toplanabilmiş olmasıdır. Bu nedenle reformdan önce vergi ödeyenler arasında bir eşitliğin sağlanması, haksız vergi avantajlarının ve istisnalarının kaldırılması ve dürüst bir şekilde vergi ödeyen kimselerin vergi yükünün azaltılması, Vergi sisteminin kolaylaştırılması hedefleri konulmuştu.

  1. Vergi Sistematiği

Rusya’daki Vergi Sistemini üç başlık altında toplamak mümkün:

  1. Federal Vergiler ve Harçlar

  • Katma Değer Vergisi

  • Dolaylı Vergiler

  • Kurumlar Vergisi

  • Gelir Vergisi

  • Sosyal ödemeler

  • Kamusal vergiler (Tescil işlemlerinde ve mahkeme masrafları v.b. olarak toplanan harçlar)

  • Gümrük Vergileri

  • Ham maddelerin çıkarılması ve işlenmesi amacıyla toplanan çeşitli vergiler

  • Orman, Su ve Çevre Vergisi

  • Faaliyet İzinleri için toplanan harçlar (Ruhsatlar)

b)Federasyon Organlarının topladığı Vergi ve Harçlar

  • Ticari Sermaye Vergisi (Şirketlerin Malvarlığı Vergisi)

  • Gayri menkullerden alınan Vergisi

  • Taşıma Vergisi

  • Belirli Satışlardan toplanan vergiler

  • Kumarhane Salonlarından toplanan vergiler

  • Bölgesel ruhsat harçları

c) Yerel Vergi ve Harçlar

    • Emlak Vergisi

    • Gerçek kişilerin ödediği Vergiler

    • Reklam Vergileri

    • Veraset ve İntikal Vergisi

    • Yerel ruhsat harçları

Reformun en önemli amaçlarından birisi de federasyon organların vergi gelirlerini artırıp bunların federal bütçeye olan yükünü hafifletmekti. Önceki dönemde kurumların ve kişilerin elde edikleri gelirler ve fiili mali durumları dikkate alınmaksızın çeşitli vergiler ödemek zorunda olması birtakım sıkıntılara yol açmaktaydı. Örneğin bazı vergilerde sadece kazanç veya şirket aktiflerin sürüm değeri hesaplamada esas alınır. Bu özellikle Ticari Sermaye Vergisinde, Cadde ve Taşıma Vergisinde, Reklam Vergisinde görülen bir durumdur. Böylece şirket sadece var olduğu veya bir işletmeye sahip olduğu için kazanç elde edip etmediğine bakılmaksızın vergilendirilmektedir. Ancak 01.01.2003 tarihinde yapılan değişiklik ile Cadde Vergisi tamamen kaldırılmıştır.

  1. Verginin Konusunu oluşturan değerler ve prosedür

Verginin konusunu teşkil eden değerler Rus Hukukunda 4 başlık altında toplanmaktadır:

  • Mal Varlığı

  • Kazanç

  • Gelir

  • Satılan malların veya görülen hizmetlerin değerleri yahut vergi kanunları ile vergilendirmeye tabi tutulmuş iktisadi faaliyetler

Buna karşılık harçlar, resmi kurumlarca bir takım hakların tanınması veya izinlerin verilmesi karşılığında toplanan ücret olarak tanımlanmaktadır. Yani harçlar devlet tarafından yerine getirilen hizmetlerin karşılığında toplanır.

Vergilendirilme süreleri tek tek kanunda belirlenmiş, aylık, çeyrek yıllık, yarı yıllık ve yıllık olarak farklı şekillerde düzenlenmiştir.

Her vergi yükümlüsünün faaliyette bulunduğu, ikamet ettiği veya merkezinin (tüzel kişiliğin veya temsiliciliklerin ve şubelerin) bulunduğu yerdeki vergi dairesine kayıtlı olması gerekir. Rus Vergi Hukukunda kanundaki istisnalar saklı kalmak kaydıyla tüm vergi mükelleflerinin vergilendirilecek değerleri ve ödenecek vergiyi bizzat tespit etmek ve ilgili usulde federasyona, federasyon organlarına veya yerel vergi dairelerine ödemekle yükümlüdür.

Bankalar, tüzel kişiler adına ancak Vergi Dairesinde tescil edilmiş olmaları halinde banka hesabı açmaya yetkilidirler. Buna rağmen hesap açılırsa 10.000 Rublelik ceza ödemek zorundadırlar. Açılan tüm hesapların derhal Vergi Dairesine bildirilmesi zorunludur.

Vergi Usul hukukunda “Vergi aracıları” kavramına rastlanmaktadır. Burada vergi mükellefi ve vergiyi ödeyen kişi birbirinden ayrılmaktadır. Bu örneğin işverenin işçisi adına ücret vergisini ödediği durumlarda söz konusu olmaktadır. Aynı şekilde Rusya’da yerleşik bulunmayan yabancıların elde ettikleri kazanca uygulanan stopaj ve Rus ortakların ödedikleri İthalat Toptan Satış Vergisi bakımından bu durum söz konusu olmaktadır. Vergi Usul Hukuku bakımından vergi aracıları vergi mükellefleri ile aynı konumdadır ve aynı şekilde ödenmeyen vergiden sorumlu tutulmaktadır.

  1. Vergi Düzenlemeleri

  1. Katma Değer Vergisi

Katma Değer Vergisi, Alman sisteminde olduğu gibi tüm satışlarda uygulanan bir vergi çeşididir. Bunun usulü ise Katma Değer Vergisi tutarından indirilebilir verginin çıkarılması şeklindedir.

2002 yılında yeni Vergi Kanununun yürürlüğe girmesi ile beraber burada birtakım değişikliklere gidilmiştir. Öncelikle Rusya Federasyonu içerisinde gerçekleştirilen tüm teslimatlar ve hizmet edimleri yahut karşılıksız veya kişisel kullanım için yapılan işlemler vergilendirilmektedir. Rusya Federasyonunun gümrük bölgelerine yaptıkları ithalat işlemleri ise ayrıca İthalat Toptan Satış Vergisi adı altında vergilendirmeye tabi tutulmaktadır.

Vergi oranları aşağıdaki gibidir:

  • Merkez Bankasına yapılan ithalat veya mücevher satışı ve diplomatlara yapılan teslimatlar ile hizmetler % 0 vergiye tabidir.

  • Belirli besinler veya çocuklar için yapılan üretimler için % 10

  • Diğer mallar bakımından geçerli olan genel vergi oranı % 18’dir.

Vergiden muaf sayılan işlemler ise Vergi Kanununun 39. maddesinin 3. fıkrasında belirtilmiştir. Örneğin rublenin veya dövizin tedavülü, Şirketin esas sermayesine yapılan ödemeler, Şirketin türünde yapılan değişiklik sırasında meydana gelen mülkiyet nakilleri, tasfiye bakiyesi dağıtımı, malvarlıklarının cebri icrası, miras işlemleri ve diğerleri.

Birbirini takip eden 3 ay süresince kazançları Rusya’da (İhracatlar hariç) bir milyon rublenin altında olan tüzel kişiler kazanç vergisinden muaf tutulabilir. Rusya’da yerleşik olmayıp şube veya temsilcilik açmak suretiyle faaliyet gösteren tüzel kişiler yaptıkları ihracat işlemleri ile ilgili olarak vergi dairesine kaydolmak suretiyle Kazanç Vergisinden muaf tutulabilirler. Ancak kural olarak ithalat toptan satış vergisine tabidirler.

Vergiye tabi bir işlemin söz konusu olup olmadığı konusunda md. 147 ve 148 Vergi Kanunu uyarınca ifa yerine ilişkin hükümler belirleyicidir. Bazı ihracat işlemleri İthalat Toptan Satış Vergisinden muaftırlar. Örneğin

  • Şirkete esas sermaye olarak konan demirbaşlar, aksesuarlar ve yedek parçalar

  • Dövizlerin (Ruble de dahil) ve kıymetli evrakların ülkeye girişi

  • İlgili yasanın izin vermesi suretiyle yurtdışından alınan karşılıksız yardım hizmetleri

  • Belirli tıbbi edimler, hayati önem taşıyan tıbbi malzemelerin ve ilgili tıbbi araçların ihracatı, Kültür miraslarının müzelere veya benzeri kuruluşlara verilmesi

bu vergiden muaf tutulmuştur.

İthalat işlemlerinde hesaplama ölçüsü olarak gümrük değeri kıyas yoluyla uygulanacaktır. Gümrük vergisinden leasing sözleşmesi ile kurtulmak mümkündür. Yalnız burada dikkat edilecek husus leasing sözleşmesine “süreli ithalat” şartının konulmasıdır. Bunun mutlaka gümrüğe bildirilmesi ve süreye riayet edilmesi gerekir. Aksi takdirde sonradan gümrük vergisine tabi tutulacak ve şartlarının oluşması halinde temerrüt faizi uygulanacaktır. Ayrıca dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi Rusya’daki leasing oranlarının değerlendirilebilmesi için mali mülkiyetin yabancı leasing verende kalmasıdır.

İhracat İşlemleri md. 164 fık. 1 uyarınca kazanç vergisinden muaftır. Aynı durum ithalat işlemleri ile bağlantılı olarak yerine getirilen edimler bakımından da geçerlidir. Bu muafiyetten yararlanabilmek için aşağıda belirtilen belgelerin vergi dairesine ibrazı gereklidir:

  • Mal ihracatını düzenleyen sözleşmenin sureti

  • Karşı edimin alındığına dair banka dekontu

  • Gümrük beyannamesinin sureti

  • Gümrük sınırının dışına çıkıldığını teyit eden taşıma belgelerinin sureti

b) Dolaylı Vergiler

Federal Vergilerin bir diğer çeşidi bir takım malların satışından elde edilen kazanca dayalı olarak alınan dolaylı vergilerdir. Bahsi edilen mallar örneğin şunlardır:

  • Alkol oranı % 1,5’i geçen Votka, Likör, Konyak, Şarap, şampanya, bira gibi alkollü içecekler

  • İspirto ve ispirto içeren diğer ürünler

  • Mücevherler

  • Tütün ürünleri

  • Tırlar ve motosikletler

  • Benzin ve mazot

  • Motor yağları

  • Petrol

  • Doğal gaz

İlgili vergi oranları Vergi Kanununun 193. maddesinde düzenlenmiştir. Bu vergi oranları Almanya gibi ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça düşüktür. Bu tür malların Rusya’ya ithal edilmesi halinde gümrük vergisi ve harçları dışında dolaylı vergiye de tabi olacaktır.

c) Kurumlar Vergisi

Vergi Kanununun 284. maddesi uyarınca Kurumlar Vergisinin üst sınırı % 24 olarak belirlenmiştir. Bunun % 6,5 ‘i federal bütçeye, % 17,5’i ise bölge bütçesine ödenecektir. Bölge bütçesine yapılacak ödemede oranın % 13,5’e kadar indirilmesi mümkündür. Örneğin St. Petersburg’ta bu orana kadar düşülmüş böylece toplam kurumlar vergisi oranı % 20’ye kadar indirilmiştir.

Belirli kazançlar özel vergi oranlarına tabidir. Bu nedenle kazanç tutarı belirlenirken genel kazanç hesaplama yönetiminden farklı bir yöntem kullanılmakta ve ayrı vergi oranları öngörülmektedir. Yavru Şirket veya ortaklıklardan alınan kar payları % 6’lık vergi oranına tabidir. Rus Şirketlerin kar paylarını yurtdışındaki ortaklarına dağıtımında kaynaktan %15 oranında vergi kesintisi yapılmaktadır. Yine çifte vergilendirmenin önlenmesine ilişkin ikili anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla Rus Şirketlerin yurt dışından aldığı kar payları % 15 oranında vergilendirilir. Devlet tahvillerinden elde edilen faiz gelirleri de % 15’lik vergiye tabidir. Yabancı tüzel kişinin temsilciliğinin faaliyetine bağlı olmayan diğer gelirleri %20’lik vergiye tabidir.

Vergi Kanunu, kazancı belirlerken iki farklı metoda başvurmaktadır:

  • Yöntemlerden birisi gelirden masrafların çıkarılması suretiyle kazancın “tahakkuku” yöntemi dir. Burada dar anlamda bir malvarlığı mukayesesi söz konusu değildir. Dikkat edilmesi gereken en önemli hususlardan birisi her gelir türünde sonuca bir etkinin söz konusu olduğunun belirlenmesidir. Bu genellikle bir mal satımının veya hizmet ediminin karşılığı olan alacağın muaccel olduğu tarihte söz konusu olur. Yine de bazı durumlarda “Aktarma yöntemiyle” ödemenin yapıldığı anda muhasebesinin yapılması söz konusu olabilmektedir. Bundan çıkarılacak sonuç her gelir türünün tek tek vergi hukuku hükümleri ışığında hangi anda realize edildiğinin tespit edilmesidir.

  • Küçük çaplı şirketler bakımından gelir ve masrafların Akım prensibine göre muhasebesinin yapıldığı “kasa yöntemi” geçerli olabilmektedir. Ancak bu sadece çeyrek yıllık geliri 1 Milyon ruble’den (40.000 €) az olan şirketler bakımından uygulanabilmektedir.

Vergilendirme dönemi olarak takvim yılı esas alınır. Vergi Beyannameleri kural olarak her ay ibraz edilmeli ve bazı hallerde de ilgili ön ödemelerin yapılması gerekmektedir. Ödenecek kurumlar vergisi tutarı kurumlar vergisine tabi şirketler tarafından bizzat yapılmaktadır. Yani kar miktarının her ay tespit edilmesi gerekmektedir. Bu tespit edilen kar miktarına ilişkin ön ödemelerin ise müteakip ayın 30’una kadar yapılması gerekir. Yapılan ön ödemeler ise takvim yılı sonunda yapılan genel beyannamedeki rakamdan mahsup edilecektir.

Yeni kurulan şirketlerde aylık gelirlerinin 1 Milyon rubleyi geçmemesi şartıyla ön ödemelerin çeyrek yıllık dönemler halinde yapılması mümkündür. Aylık kar miktarı tespiti ve ilgili ön ödemelerin yapılması dışında çeyrek yıllık ve yıllık vergi beyannamelerin de sunulması gerekmektedir ( md. 289 VergiK). Bir şirketin federal organlara ait bir işletmenin kısmen işletmesini üstlendiği durumlarda federal organları veya birimleri ile ilgili kurumlar vergisi özel hükümlere tabidir. 288. maddenin 2. fıkrası uyarınca vergi ödeyenlerin seçimine bağlı olarak çeşitli ayrılma metotlarının uygulanması mümkündür. Özellikle de çalıştırılan işçi sayısı veya çalışma masraflarının miktarına göre ilgili vergilendirmenin yapılması mümkün olmaktadır.

Rus Vergi hukukuna göre zarar beyanının 10 yıllık bir süre boyunca sunulması mümkündür (md. 283 VergiK). Ancak belirli bir vergi dönemi (takvim yılı) için vergiye tabi karın % 30’u ile sınırlıdır.

Kurumlar vergisi kanunu gelirleri şu şekilde tasnif etmektedir:

  • Malların satımı ve hizmet edimleri karşılığında elde edilen gelirler (ayrıca malvarlığı temliki gelirleri)

  • Diğer gelirler

Son kategoriye örneğin kar payları, döviz ticareti, tazminat ödemeleri, kira gelirleri, lisans gelirleri, borç senetleri faizleri, yedek akçelerin değerlendirilmesi v.b.

Vergi Kanunun 251. maddesinde hangi gelirlerin vergi hesabında dikkate alınmayacağı da örnek şeklinde sayılmıştır:

  • Rehin ve başka teminat hakları

  • Esas Sermayeye yapılan ödemeler (Agio’larda dahil) veya esas sermayeye edim olarak yapılan yatırımlar (Ancak son olarak belirtilende yatırımın bir yıl içinde gerçekleştirilmesi şartı aranmaktadır).

  • Vergi iadeleri

  • Hisse satımından elde edilen kar

  • Alınan kredilerden elde edilen gelirler

  • Tüzel kişilerin devrettiği ve üzerinde en az % 50 oranında paya sahip olunan malvarlığı

  • Kıymetli evraklardan elde edilen kur kazançları

İşletme masraflarının mahsup edilebilme niteliklerine ilişkin olarak Vergi Kanununun 25. Ünitesi birçok kural getirmektedir. İşletme masraflarında şöyle bir sınıflandırma yapılmaktadır:

Üretim ve paraya çevirme masrafları (VergiK 254 v.d. maddeler)

Bu da kendi içinde aşağıdaki şekilde ayrılmaktadır:

  • Ham madde masrafları

  • İşleme masrafları

  • Amortismanlar

  • Diğer masraflar

Buna örneğin dar anlamda üretim ve satış masrafları, yatırım sermayesinin korunması için yapılan masraflar, araştırma – geliştirme masrafları, sigortaya yapılan ödemeler de dahildir.

Diğer masraflara ise md. 265 VergiK uyarınca

  • Kredi faizleri

  • Kısmi değer amortismanları zararları

  • Sözleşme cezaları

  • Muhakeme masrafları

  • Banka harçları ve

  • Zarar beyanı mahsupları dahildir.

Leasinge ilişkin vergi düzenlemeleri 29. Ekim 1998 tarihli leasing kanununda yer almaktadır. Finansman veya operate- leasing olup olmadığına bakılmaksızın leasing oranları maliyet olarak leasing alıcısından mahsup edilmektedir. Leasing verenin ilgili leasing işlemlerine ve riskleri taşıması hususunda ilgisini çekmek için kanun hızlandırılmış amortisman uygulamaları öngörmektedir. Bu sabit oranla ve normal amortisman oranları ile 3 katına kadar artırılabilmektedir.

İşletme masrafların mahsup edilebilme niteliklerine ilişkin olarak tek tek incelenmesinde de yarar vardır. Örneğin Vergi kanununun 270. maddesi uyarınca araştırma-geliştirme masraflarının mahsup edilebilme nitelikleri olmakla beraber ancak bu araştırma ve geliştirme masraflarının değerlendirilebilir bir sonuca yol açması halinde söz konusudur.

Sabit varlıklar amortismana tabidir. Düşük değerli iktisat malları için 10.000 rublelik (400 €) bir sınır öngörülmüştür. Amortismanda indirim, fikri iktisat malları için de geçerlidir. Hükümet yönetmelikleri ile amortismanların hangi dönemde yapılacağı tespit edilmektedir. Amortisman metodu olarak sabit oranla metot ve azalan oranlı metot tanınmaktadır. Amorti edilecek miktar her ay beyan edilmek zorunda olan kar miktarına ve ilgili ön ödemeye göre tespit edilecektir. Sabit varlıklar üzerinde yapılan tamiratlar belirli kollarda (özellikle sanayi kolunda) gerçek masraf tutarında derhal mahsup edilebilir bir özellik taşımaktadır (md. 260 fık. 1 No.1 VergiK). Diğer istisnai durumlarda aktive edilmesi ve amortisi söz konusudur.

Rus Şirketlerin yurt dışında elde ettikleri karın çifte vergilendirmeye tabi tutulmaması için Vergi Kanununun 311. maddesinde koruyucu düzenlemeler bulunmaktadır. Bunlar öncelikle Rusya’da elde edilen karlara eklenmektedir. Daha sonra yurt dışında ödenen vergiler Rusya’ya olan vergi borcundan mahsup edilmektedir. Ancak mahsup edilecek tutar Rusya’da mahsup edilebilecek olan tutarın üst sınırını aşamaz. Eski Gelir Vergisi Kanunundan farklı olarak bu hüküm çifte vergilendirme andlaşmasının bulunup bulunmadığına bakılmaksızın uygulanacaktır.

d) Şirket Sermayesinin tabi olduğu Vergi (Ticari Sermaye Vergisi)

Federasyonun Organlarına şirketin veya yabancıların şube ve temsilciliklerinin malvarlıklarını vergiye tabi tutma hakkı tanınmıştır. Şirketler, kuruluş yıllarında bu vergiden muaftır. Ticari Sermaye Vergisi için % 2’lik bir üst sınır öngörülmüştür. Vergi Konusu malvarlığının değeri ise sabit bir değer değil, bilanço ile uyumlu olarak güncel değeridir. Bazı şirketler, örneğin tarımsal işletmesi bulunan şirketler, araştırma kurumları ve yatırım fonları bu vergiden muaftır. Aynı şekilde arsa ve araziler de bu vergiye tabi tutulmamaktadır.

e) Emlak Vergisi

Malikler, zilyedler ve kullanıcılar (kiracılar hariç) emlakları için Emlak Vergisi ödemekle yükümlüdürler. Vergilendirmede esas alınacak değerler arsa ve araziler için tespit edilmiştir. Bu vergi oranı kural olarak % 3’tür.

f) Diğer yerel vergiler

Belediye Vergilerinden birisini Reklam Vergisi teşkil etmektedir. Reklam Vergisini verginin toplandığı yerde sağlanan reklam gelirlerinin % %5’i teşkil etmektedir. Bunun dışında borsa faaliyete dolayısıyla vergiler, piyango lisansları harçları da yerel vergilere örnek teşkil etmektedir.

g) Gerçek Kişilerin ödediği gelir vergisi

183 günden fazla bir süredir Rusya’da bulunan gerçek kişiler istisnasız vergi yükümlüsü olur. Alman Hukukundan farklı olarak burada ikametgah kavramına yer verilmemiştir. Burada bir takvim yılı içinde 183 gün ifadesi kullanılmış olup herhangi bir 12 aylık dönem kast edilmemiştir. Bunun sonucu dünyanın her yerinde elde edilen gelir bakımından vergiye tabi tutulmadır. 183’den az bir süredir Rusya’da yaşayan gerçek kişiler sadece Rusya Federasyonu kaynaklı gelirlerden vergilendirmeye tabi tutulur.

Vergilendirmeye tabi 9 çeşit gelir vardır:

  • Rus bir kurumdan veya Rus bir tüzel kişinin yurt dışındaki temsilciliğinden veya yabancı bir tüzel kişinin Rusya’da bulunan şubesinden elde edilen temeddüler veya faizler

  • Rus tüzel kişilere veya yabancı tüzel kişilerin Rusya’da bulunan temsilciliklerine sigorta tarafından yapılan ödemeler

  • Fikri Mülkiyetin Rusya’da kullanılmasından elde edilen gelirler

  • Kiralamadan elde edilen gelirler

  • Gayri menkullerin, hisselerin veya diğer kıymetli evrakların satışından elde edilen gelirler

  • 5 yıldan fazla vergi yükümlüsünün mülkiyetinde bulunan dairelerden, evlerden veya gayri menkullerden elde edilen gelirler vergilendirmeye tabi değildir (Bu süre tespit edilirken tescilin yapıldığı an esas alınır). Daha kısa süreli mülkiyet hallerinde 1 milyon rubleyi aşmayan satış gelirleri vergiden muaftır.

  • Diğer malvarlıkları bakımından vergi yükümlüsünün vergiden muaf tutulması ancak 3 yıldan fazla bir süredir malik olması halinde mümkündür. Daha kısa sürelerde malvarlığı değerinin 125.000 rubleyi aşmaması halinde muafiyet söz konusudur.

  • Rusya Federasyonunun sınırları dahilinde taşınmaz malların inşasında ve edinilmesinde ipotek için ödenen faizler de dahil 600.000 ruble mahsup edilebilir. Belirtilen mahsuplar sadece yılda bir kere yapılabilmektedir:

  • Faaliyetlerini Rusya’da yürütüp yürütmediklerine bakılmaksızın Rus tüzel kişilerin yönetim ve denetim kurulu üyelerine yapılan ödemeler de dahil iş ve hizmetler karşılığında yapılan maaş ve benzeri ödemeler

  • Maaşlar, Burslar ve benzeri gelirler

  • Taşıma araçlarının kullanımından elde edilen gelirler

  • Rusya’daki faaliyetlerden elde edilen diğer gelirler

Gelirlerin toplam tutarında belirli mahsupların yapılması mümkündür. Söz konusu mahsuplar sosyal, malvarlığı veya mesleki kaynaklı olabilir.

Uygulanacak olan vergi oranları tek tek şunlardır:

  • % 13 oranındaki genel vergi oranı

  • Rusya’daki ortaklık paylarına istinaden ödenen kar payları % 6’lık vergiye tabidir.

  • Dar mükelleflerinin Rusya’da elde ettikleri tüm gelirler % 30 oranında vergilendirilmektedir

  • Piyango geliri ve sigorta ödemeleri %35 oranında vergilendirilmektedir. Aynı oran sermayeye ödenen faiz bakımından da geçerlidir.

Malvarlığı vergisi % 2 oranındadır. Ancak alındığı bölgeye göre bir takım muafiyetler tanınabilmektedir.

  1. Yabancı Yatırımların ve Gerçek Kişilerin Vergilendirilmesi

a) Genel Olarak

Yabancı yatırımlar Rus bir hukuk kişisinin, bir Rus tüzel kişisinin oluşumunu sağladıklarında kural olarak Rus Tüzel kişilerinin tabi olduğu vergi hükümleri uygulanacaktır. Aynı şekilde yabancı bir şirketin temsilcilik aracılığıyla faaliyette bulunması halinde yine Rus tüzel kişilerinin tabi olduğu hükümler uygulanacaktır. Ticari bir faaliyette bulunmayan şirketlerin Rusya’da elde ettikleri gelirler Çifte Vergilendirme Andlaşmasının hükümleri saklı olmak üzere Vergi Kanununun 309. maddesine göre vergilendirilecektir.

Bu özellikle;

Kar paylarını,

Tasfiye bakiyesi de dahil diğer tüzel kişilerden elde edilen gelirleri,

Fikri mülkiyetin değerlendirilmesini,

Taşınmaz devrinden veya aktifi % 50’den fazla taşınmaz mallardan oluşan şirket hisselerinin devrinden elde edilen satış bakiyesini,

Kiralamadan elde edilen gelirleri,

Uluslar arası taşıma edimlerinden elde edilen gelirleri kapsamaktadır.

Kanundaki gelirler sınırlı olarak sayılmış olmuş “ ve diğerleri” şeklinde bir ibareye yer verilmemiştir.

Ortakların Rus Şirketten elde ettikleri kar payları % 15 oranında vergiye tabi tutulmakta. Buna karşın taşıma araçlarının ve konteynırlarının kiralanmasından % 10 oranında vergi alınmaktadır. Diğer tüm hallerde Vergi Oranı % 20’dir (Md. 284 fık. 2 VergiK).

Yabancı ve yerliler için öngörülen vergi düzenlemelerde tek düzeliğin sağlanması için yabancılara tanınan birtakım ayrıcalıklar kaldırılmıştır. Örneğin kira masraflarının vergiden düşülmesi, seyahat masraflarının sınırsız olarak karşılanması ve kendi ülkelerine yaptıkları sosyal güvenlik ve emeklilik ödemelerinin mahsup edilmesi kaldırılmıştır.

Yabancılar, yerliler gibi 01.01.2003 tarihinden beri Sosyal Vergi adı altında vergiye tabi tutulmaktadırlar. Azalan oranlı vergi tarifesi çizelgesine göre bu oran azami % 35, 6’lık bir oranda ve en fazla 600.000 Rubleye kadar + en az artan miktarın % 2’si kadardır. Bu yeni sosyal vergi eski sistemdeki sosyal fonunun karşılığını teşkil etmektedir. Ancak kaza ve hastalık için sosyal fona ödenecek miktar, sosyal verginin yanında mevcudiyetini korumaktadır.

    1. Temsilciliklerin Rus Hukukunda Vergilendirilmesi

Rus Vergi Kanunu eski düzenlemelerinden farklı olarak yakın bir zamandan beri hangi durumlarda kanun anlamında bir temsilciliğin söz konusu olacağını ve vergiye tabi olunacağını belirtmektedir. Vergi Kanununun 306. maddesi uyarınca yabancı bir tüzel kişinin Rusya’da ticari faaliyet göstermek amacıyla hazır bulundurduğu ve sürekliliği bulunan kuruluş (Şube, İşletme Ünitesi, Büro, Acenta) “Temsilcilik” kabul edilmektedir. Aynı düzenlemede hangi hallerde temsilciliğin söz konusu olmayacağı belirlenmektedir. Örneğin yardım ve hazırlık faaliyetlerini yürüten kuruluşlar temsilcilik kabul edilmemektedir. Rusya’da Ortaklıkların bulunması veya personel gönderilmesi ortada bir temsilciliğin bulunduğu sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Aynı şey normal ihracat işlemleri bakımından da geçerlidir.

Ticari Temsilcilerde sürpriz bir temsilcilik oluşumunun önüne geçebilmek için sözleşmesel ilişkinin ve bu kişinin yaptığı faaliyetlerin dikkatlice incelenmesi icap etmektedir. Tayin edilen temsilci eğer kendi nam ve hesabına işlem yapan bir tacir ise ve kendi işletmesi bünyesinde faaliyetlerini yürütüyorsa ortada bir temsilciliğin bulunmadığı kabul edilmektedir. Fakat ortada yabancı şirketin talimatlarına riayet etmekle yükümlü bir acenta var ise md. 306 fık. 9 Vergi Kanunu anlamında bir temsilcilik söz konusudur. Bu özellikle ticari temsilcinin şirket adına yürüttüğü faaliyetler dışında hiçbir işle uğraşmaması halinde söz konusudur.

Temsilciliklerin bilanço tutma, vergi beyannameleri hazırlama ve ön ödeme yapma yükümlülükleri aynen Rus Şirketlerininki gibidir. Yerli Şirketlerin tabi oldukları oranları da aynen bu temsilciliklere uygulanacaktır.

Vergi dairesine tescil ve terkine ilişkin düzenlemeler 7. Nisan 2000 tarihli Maliye Bakanlığının “Vergi Dairelerinin yabancı kurumların kayıt altına alınmasına ilişkin kararname”nin 1. No’lu Ekinde yer almaktadır. Tescil için ilgili talepnamenin yanı sıra ticaret sicili kayıt örneklerinin, kendi ülkesindeki vergi kurumlarında tescilli olduklarını gösterir kayıtların, yabancı tüzel kişinin Rusya’da temsilcilik kurulmasına ilişkin kararının ve idareciye verilen vekaletnamenin ibraz edilmesi gerekmektedir. Terkin için yabancı tüzel kişinin temsilciliğin kapatılmasına ilişkin kararının ve işlem yapılan süre için ilgili Vergi Beyannamesinin ve Rusya’daki temsilciliğe ait banka hesaplarının kapatıldığını gösterir belgelerin ibraz edilmesi gerekmektedir. Vergi Dairesindeki kaydın silinmesine ilişkin beyanın şubenin kapatılmasına ilişkin kararın alındığı tarihten itibaren 3 gün içinde sunulması gerekir.

Ticari bir amaç taşımayan temsilciliklerin de kurulması mümkündür. Böyle bir durumda ilgili tüzel kişinin temsilciliğin kurulmasına ilişkin kararından temsilciliğin kar amacı gütmeyeceğinin ve ticari faaliyette bulunmayacağının anlaşılması gerekir. Tescil talebinde bu hususun da ayrıca belirtilmesi gerekir.

Temsilcilik usulüne uygun bir şekilde tescil edilmesi halinde Rus Ortakla yapılan sözleşmeler ve buna bağlı olarak yapılan ödemeler Vergi Hukuku bakımından herhangi bir özellik arz etmemektedir. Rus Ortakla bu tür hukuki işlemlerin gerçekleştirilmesi halinde ilgili vergi dairesine tescil belgesinin de sunulması gerekir. Aksi takdirde Rus Ortak % 20’lik stopaja tabi tutulacaktır. Vergilendirilecek tutar bu işlem neticesinde elde edilen karla sınırlıdır. Bu stopaj düzenlemesiyle temsilciliklerin vergi dairelerinde tescili zorunlu kılınmaya çalışılmıştır.

Dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de ticari amaç güden temsilcilik ile ana şirketin elde ettiği kar ve meydana gelen masraflar bakımından bir ayrımın yapılmasıdır. Temsilcilik için yapılan masraflar olarak kabul edilebilen değerlere çalışanlara yapılan ödemeler, ticari seyahatler ve Rus çalışanların eğitim masrafları örnek olarak sayılabilir.

E. RUSYA’DA GAYRİ MENKULLER

  1. Genel olarak

Gayri menkuller üzerindeki mülkiyet ve diğer ayni haklar Medeni Kanunun 17. Bölümünde düzenlenmiştir. Araziler, petrol varlıkları, belirli su nesneleri ve arsa ile araziye herhangi bir şekilde bağlı ve ayrılması mümkün olmayan nesneler gayri menkul olarak kabul edilmektedir. Ancak buna ağaçlar (veya ormanlar), yeşillikler, binalar, hava ve deniz gemileri, karasu gemileri ve hukuki anlamda kozmik nesneler de dahildir. Kanunla başka nesnelerin de gayri menkul sayılması mümkündür. Gayri menkullerin en önemli karakteristik özelliği, yerle ve zeminle bağlı olmaları ve sadece kullanma ile yok olmayan bir değerlerinin bulunmasıdır.

Genel mülkiyet kavramına uygun olarak gayri menkuller üzerindeki mülkiyet hakları kanunen yasaklanmamış veya sınırlandırmaya tabi tutulmamış olması şartıyla satış hakkını, bağışlama hakkını, rehin hakkını, kiralama hakkını ve diğer tasarruf haklarını kapsamaktadır.

Arazinin sınırları arazi kanununda düzenlenen usule göre belirlenmektedir. Kanunda aksine bir hüküm yoksa arazi üstündeki mülkiyet hakkı arazinin sınırları içerisinde bulunan zemini, su yollarını, ormanı ve diğer bitkileri kapsamaktadır. Özel kanunlarda ve aksine bir düzenlemenin bulunmaması ve 3. kişilerin haklarını ihlal etmemesi şartıyla malik arazinin yüzeyinde bulunan her şeyi serbestçe kullanabilmektedir.

  1. Arazi, Arsa ve Bina arasındaki mülkiyet ilişkiler

Eski düzenlemeye göre arazi ve binanın mülkiyetleri birbirinden ayrı olarak ele alınırdı. MK’nın 17. Bölümünün yürürlüğe girmesi ile beraber bu ayrım ortadan kalkmıştır. Kanunun 263. maddesine göre, artık birbirine bağlanma ve karışma prensibi kabul edilmektedir. Kanun hükmü ve sözleşme gereğince bina üzerinde ayrı bir mülkiyet hakkı tahsis edilmediği müddetçe, arazi üzerinde inşa edilen binanın mülkiyeti, arazi malikinindir. Bunun anlamı arazinin kanun gereğince asıl nesne olarak kabul edildiğidir.

Yalnız arazinin asıl nesne olarak kabul edilmediği tek bir hal vardır (MK md. 272). Bu da bina sahibinin aynı zamanda binanın üzerinde inşa edildiği arazi üstünde kullanım hakkına sahip olması ve bu hakkın sona ermesinden sonra bina değerinin arazi değerini esaslı bir şekilde aşması nedeniyle bina malikine araziyi satın alma hakkının mahkeme kararıyla tanınması halidir. Böyle bir hakkın tanınması için ön koşul, arazi ve bina maliklerinin ayrı kişiler olmasıdır. Arazi malikinin ve bina malikinin korumaya değer menfaatleri arasında bir kıyas yapıldığında, bina malikinin menfaatlerine öncelik verilecektir.

Araziden ayrı bir bina mülkiyetinin tahsis edilmek istendiği durumlarda iki tür düzenleme yapılabilecektir:

  • Ya kanuni bir özel düzenleme olacak yahut taraflar sözleşme ile binaya ayrı mülkiyetin tahsis edileceği hususunu düzenleyecek

  • Ya da arazi maliki ile bina maliki aralarındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen bir anlaşma yapacaklardır.

  1. Gayri menkullerin tescil edilmesi

Gayri menkullerin tescil edilmesi bir çok merci tarafından yapılır. Arsa ve araziler resmi kadastronun yanı sıra tapu siciline de kaydedilir. Bina üzerindeki haklar ise özel bir kadastro mercii (Teknik envanter sayımı bürosu) tarafından kayıt altına alınmaktadır. Bundan sonraki yasama sürecindeki amaç bir gayri menkul üzerindeki ayni hakların tek bir merci tarafından kayıt altına alınmasıdır.

Mevcut düzenlemeler başka ülkelerde görülmeyecek kadar fazla bürokratik masraflara yol açmaktadır. Buna bağlı olarak bu konunun danışmanlarına ödenecek ücretler de artmaktadır. Aynı zamanda işlemlerin geçerliliği de sadece noterce tasdik edilmiş olmalarına bağlı değildir ve bu durum çok ciddi zaman kayıpları yol açar.

a) Arazi Kadastrosu

1. Temmuz 2000 tarihinde yürürlüğe giren resmi arazi kadastrosu hakkındaki kanun, çeşitli gayri menkullerin tek bir arazi kadastrosunda toplama çabasındadır. Her gayri menkulün kadastro numarası, adresi, alanı, arazi çeşidi, sınırlarının tayini, usulüne uygun bir şekilde kaydedilmiş ayni haklar ve sınırlamalar, izin verilen kullanma çeşitleri, kamusal ödemeler, arazi ürünleri ve üzerinde inşa edilmiş binalar burada kayıt altına alınmaktadır. Gayri menkullere ilişkin hukuki işlemler ise ayrı bir sicilde kayıt altına alınmaktadır ( bu konudaki açıklama için aşağıya bakınız).

Resmi arazi kadastrosu tekdüze bir arazi sicilinden, kadastro dosyalarından ve kadastro planından oluşmaktadır. Rus Kadastro Kurumu böylece Almanya’daki Kadastro Müdürlüğünün fonksiyonlarını yerine getirmektedir.

Arazi Kadastrosu ile gayri menkullere ilişkin tüm bilgiler ve kullanma çeşitleri, çevre koruması, değerlendirme (ve vergilendirme), tapu sicilinde kayıtlı hakların tescili ve tasarruf, kullanma ve zilyed olma haklarının korunması güvence altına alınmaktadır. Bu nedenle arazi kadastrosu resmi bir nitelik arz eder. İlgili her kişinin talep üzerine kayıt örneği alması mümkündür (eğer ilgili bir tüzel kişilik ise, ticaret sicili kayıt suretini ve şirket yönetim kurulunun kendisine verdiği vekaletnamenin ibraz edilmesi suretiyle).

b) Tapu Sicili

21. Haziran 1997 tarihinde “ Gayri Menkullere İlişkin Hakların Ve Hukuki İşlemlerin Resmi Tesciline İlişkin Kanun” yürürlüğe girmiştir. Adli İdareye bağlı bu tapu sicilinin iki fonksiyonu vardır. Bir yandan gayri menkullere ilişkin hukuki işlemlerin kanuna uygun bir şekilde yapılmasını denetim altına almaktadır. Bu fonksiyonundan çıkarılan sonuç tapu sicilindeki tescilin sadece mülkiyeti hakkı açısından kurucu bir fonksiyonunun olmaması, aynı zamanda hukuki işlemin geçerliliğine de etki etmemesidir.

Diğer fonksiyonu ise kat mülkiyeti ile ilgili konularda tapu sicilindeki kayıtların mülkiyet hakkının varlığına veya yokluğuna ilişkin bir hukuk güvenliği sağlaması ve aynı zamanda üçüncü kişilerin haklarını korumasıdır.

Medeni Kanunda tek tek hangi hakların tapu siciline tescil edilebileceği belirtilmiştir:

  • Mülkiyet hakları

  • İktisadi yönetim ve yöntemsel (operatif) idare hakkı (özellikle kamu iktisadi teşebbüslerinde)

  • Üst hakkı

  • İntifa hakkı

  • İpotekler

  • İrtifak hakları

  • Kanunda düzenlenmiş olması şartıyla diğer haklar

Tescile ilişkin düzenlemeler Medeni Kanunun çeşitli maddelerinde yansımasını bulmaktadır. Buna örnek olarak yeni inşa edilmiş binalar üzerinde mülkiyet hakkının oluşumuna ilişkin 219. madde, 15 yıl sonra zaman aşımı ile iktisaba ilişkin 234. maddenin 1. fıkrası, evlere ve dairelere ilişkin satış sözleşmelerini düzenleyen md. 558, işletme satışına ilişkin 560. Madde, Ömür boyu sigorta hakkının dayanağı niteliğindeki gayri menkulün devrine ilişkin md. 584, Gayri menkul bağışına ilişkin 574 v.d. maddeler, md. 609 fık. 1’e göre binaların kirasına ilişkin sözleşmeler, işletmelerin kirasına ilişkin md. 658 fık. 2, gayri menkul idaresinin yeddi emine devrine ilişkin 1017. mad. fık. 2 ve franchisinge ilişkin md. 1028 sayılmıştır.

c) Tapu Siciline Tescil Usulü

Hukuki işlemlerin tescili talep üzerine yapılmaktadır. Tescil için gerekli olan şartların varlığı halinde tescil işleminin talebin iletildiği tarihten itibaren bir ay içerisinde yapılması gerekmektedir. Sicil memurluğu talebin dayanağına ilişkin bir tereddüt içindeyse tescil işlemini en fazla üç ay için askıya alabilir. Böyle bir durumda mutlaka bir ara kararın alınması gerekmektedir. Kural olarak hakların tapu siciline kaydını sözleşmenin tarafları ancak beraber talep edebilmektedirler. Ancak taraflardan birisinin diğerine tescil işleminde kendi adına imza atması için vekalet vermesi mümkündür.

Bazı istisnai durumlarda, diğer tarafın bizzat hazır bulunması şartı aranmaktadır. Bu özellikle sözleşmenin noter tarafından düzenlendiği veya tarafların kendi aralarında düzenleyip notere tasdik ettirdiği haller bakımından geçerlidir.

Kanunun 20. maddesinde sınırlı red sebepleri öngörmektedir:

  • Tescili talep edilen hakkın tescile tabi olmaması

  • Yetkisiz kişinin talepte bulunması

  • İbraz edilen belgelerin kanuni şartlara uygun olmaması

  • Talep edilen hakkın dayanağını oluşturan idari işlemin batıl olması

  • Hakkın tesciline ilişkin irade beyanının yetkisiz kişi tarafından sunulması

  • Tescili talep edilen hakkın yeterince belirli olmaması (örneğin irtifak hakkı kapsamının yeterince tanımlanmaması)

  • Hakkın dayanağını oluşturan belgeden talepte bulunan kişinin yetkisiz olduğunun anlaşılması

Belirtilen sebepler dışında tescil talebinin reddi mümkün değildir. Yani tescil talebinin belirtilen sebeplerden biri olmaksızın reddi halinde dava açılması mümkündür.

Kanunun 31. maddesi gereğince tapu sicili bilgilerin doğruluğundan ve tescilin zamanında yapılmamasından sorumludur. Sorumluluk ancak sicil müdürlüğünün memurlarının bir kusuru olmadığını ispat etmesi halinde söz konusu olmaz. Mahkeme kararıyla tescil talebinin yerinde olduğu tespit edilirse tescilin mutlak olarak yapılması gerekmektedir.

4. Gayri menkul alım-satımı

Aşağıda Gayri menkul alım-satımının hangi aşamalardan geçtiği uygulamada esas alınmak suretiyle açıklanmaktadır.

  1. Ön Sözleşme

Eğer alıcı ve satıcı satış değeri üzerinde (genellikle dolar olarak belirlenir) anlaşırsa bir ön anlaşma imzalanır. Ön Sözleşmede alım-satım niyetinin ve daha sonradan akdedilecek ana sözleşmenin esaslı unsurları yer alır. Bunun yanı sıra ön ödemenin ne kadar olacağı (genellikle 1000 doların üzerinde) belirlenir. Kararlaştırılan ücret derhal muaccel olur ve satış ücretinden daha sonra mahsup edilir. Bundaki amaç satıcının satış evraklarını hazırlamak amacıyla yapacağı masrafları ödeyebilmesidir. Diğer bir sebep yapılan ön ödemenin satıcıya ana sözleşmenin gerçekten akdedileceğine ilişkin bir güvence sağlar. Zira asıl sözleşmenin akdedilmesi için gerekli evraklar belirli bir süre için geçerliliğini korumaktadır. Sözleşmenin noterce tasdiki zorunlu olmayıp yabancılara buna rağmen noter tasdikli olarak yapmaları tavsiye edilir.

  1. Satış Sözleşmesi

Sözleşmenin noter huzurunda akdedilmesi gerekir. Noter, tarafların kişisel bilgilerini pasaportlarına bakmakla suretiyle kontrol eder. Yabancıların pasaportunun mutlaka yeminli tercümesini de ibraz etmeleri gerekir. Eğer yabancı üç günden fazla bir süredir Rusya’da bulunuyorsa kaydın ispat edilmesi gerekir.

Satıcının notere aşağıdaki belgeleri de sunması gerekmektedir:

  • gayri menkulün teknik tarifi

  • gayri menkulün resmi sicildeki kaydına ilişkin belge

  • gayri menkulde yaşayan kişilerin belgelendirilmesi

  1. Devir Sözleşmesi

Satış Sözleşmesinin yanı sıra tarafların bir de devir sözleşmesini imzalamaları gerekir. Burada bağımsız bir belge söz konusudur. Bu sözleşme ile satıcının gayri menkulden doğan hak ve borçları alıcıya devredilmekte ve alıcı da bu hak ve yükümlülükleri kabul etmektedir.

  1. Tescil İşlemi

Gayri menkul alımlarında mülkiyetin devri tescile bağlıdır ve ancak tescilin yapıldığı anda geçerlilik arz eder (Sözleşme ise imzalanmayla beraber). Taraflardan birisi tescil işlemin yapılmasından kaçınırsa diğer tarafın talebi üzerine mahkemenin sözleşmeyi resmi belge olarak ilan etmesi mümkündür.

Gayri menkulün devrinde aynı zamanda arazi üzerindeki mülkiyet hakları da alıcıya intikal ettirilmektedir. Satıcı eğer arazinin maliki ise binanın üzerinde bulunduğu araziye ilişkin mülkiyet, kullanma veya kira hakkını alıcıya devredebilir. Eğer gayri menkul devri sözleşmesinde açık bir şekilde bu arazi üzerindeki mülkiyet hakkını muhafaza ettiği belirtilmemişse, bu hakkın da alıcıya devredildiği karinesi geçerli olacaktır.

Eğer arazi üzerindeki bina hariç tutularak satılmışsa satıcı binanın üzerinde bulunduğu ve kullanımı için zorunlu bulunan alan üzerindeki kullanma hakkını saklı tutar. Eğer kullanma hakkı sözleşmede açıkça belirtilmemişse sınırlı bir kullanma hakkı vardır.

Gayri menkulün kimliğinin açık bir şekilde belirlenmesi en esaslı sözleşme şartıdır. Satılan gayri menkulün ne olduğuna dair belirsizlikler ve eksik ifadeler sözleşmenin geçersizliğine neden olur.

Gayri menkul alımlarında dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de normal satış sözleşmelerinden farklı olarak, fiyat belirtmenin zorunlu tutulmasıdır. Binanın arazi ile beraber devredildiği karinesinin geçerli olduğu durumlarda bina fiyatının yanı sıra bina kullanımı için gerekli olan alanlar için de fiyat belirtilmesi gerekir.

Kat mülkiyetine tabi bağımsız bölümlere ilişkin özel hükümler mevcuttur (MK md. 558). İkamet dairesi satış sözleşmelerinin esaslı koşullarından biri kat mülkiyetine tabi binanın dairelerinde yaşayan ve bu dairelerin satışından sonra da bunlara kullanma hakkına kanunen sahip bulunan (satış kira ilişkisini sona erdirmez) kişilerin listesinin sözleşmede yer almasıdır. Bu kişiler şunlar olabilir: Önceki malikin aile üyeleri de eğer hala bu dairelerde ikamet ediyorlarsa, kiracı ve kiracıyla beraber dairede yaşayan diğer kişiler, kira sözleşmesi çerçevesinde alt kiralayan. Adi gayri menkul satış sözleşmelerinden farklı kat mülkiyetine tabi bağımsız bölümlerin satış sözleşmelerinin geçerliliği, tapu siciline tescil edilmesine bağlıdır.

  1. Gayri Menkullerin Kiralanması

a. Binaların Kiralanması

MK’daki kira hukukuna ilişkin ünitenin 2. bölümünde binaların kiralanmasına ilişkin özel düzenlemeler yer almaktadır. Binalarla kast edilen yerle bitişik ve taşınma özelliği bulunmayan yapılardır. Genel kira sözleşmelerinden farklı olarak burada kira ödemeleri sözleşmenin esaslı unsurlarından birini teşkil eder. Sözleşme, kira ödemesine ve miktarına ilişkin hükümler bulundurmaması halinde batıldır (MK md. 654 fık. 1).

Sözleşmede yazılı şekil şartlarına uyulmaması halinde geçersizliği söz konusudur. Süresi bir yıldan fazla olan kira sözleşmelerinde tapu siciline kayıt bir geçerlilik şartı teşkil eder (MK md. 651).

Gayri menkulün kiralayan tarafından devredilmesi ve alıca tarafından teslim alınması devir sözleşmesinin devir protokolünü imzalamaları ile gerçekleşmektedir.

b. Kat Mülkiyetine tabi binaların dairesinin kiralanması

Bu husus MK’ nın 671 v.d. maddelerinde düzenlenmiştir. Kural olarak bu tür sözleşmelerde kiracı taraf gerçek kişidir. Sözleşmede kiracı tarafın tüzel kişi olarak belirtilmesi mümkün olmakla beraber sözleşmenin sadece gerçek kişilerin ikamet etmesi için akdedilmiş olması gerekir.

Kira sözleşmesinin bu türünde de yazılı şekil şartı aranır. Sözleşmede mutlaka ikamet edecek tüm kişilerin isimleri belirtilmelidir. Yalnız bu sözleşme süresi 1 yıl olan kira sözleşmeleri bakımından geçerli değildir. Dairede ikamet eden diğer kişiler de kiracının haklarına sahiptir. Başka kişilerin daireye taşınması ancak kiralayanın ve dairede ikamet eden diğer kişilerin izni ile mümkündür. Ancak burada da her kişiye en az 12 metrekare alan bırakılmasına ilişkin hükme dikkat edilmesi gerekir. MK md. 677 fık. 4 uyarınca evde ikamet eden kişilerin kiralayana karşı müteselsilen sorumlu olacakları kararlaştırabilir. Bildirimin yapılmış olması yeterli olup ayrı bir sözleşmeye ihtiyaç yoktur.

Kiralayanın sorumlulukları arasında dairenin kiracının kullanımına sunulması, yerel hizmetlerin temin edilmesi (Örneğin Çöp Temizliği) ve binadaki tamiratların yapılması, kiracının sorumlulukları arasında ise dairenin sözleşme şartlarına uygun bir şekilde kullanımı ve dairenin mevcut halinin korunması bulunur.

Sözleşmenin süresi en fazla 5 yıl olabilir. Sürenin sona ermesinden sonra kiracının sözleşme yenileme konusunda bir öncelik hakkı vardır. Bunun için kiralayanın sözleşmenin sona ermesine en geç 3 ay kala yeni kira sözleşmesini teklif etmesi gerekir. Sunulan teklifte yeni şartların bulunması mümkün olmakla beraber gerçeğe uygun ve tatbik edilebilir olması gerekir. Kiralayan sözleşmeyi yenileme yükümlülüğünden kaçınması ancak yine geç 3 ay öncesinde daireyi en az 1 yıl süreyle kimseye kiralamayacağını bildirmesi halinde mümkündür. Böyle bir bildirim yapılmış olmasına rağmen kiralayan süre dolmadan daireyi başkasına kiralamış ise butlan davası açması ve tazminat istemesi mümkündür. Eğer hiçbir bildirimde bulunulmamışsa kira sözleşmesi sözleşme süresiyle uzar.

Kiracının sözleşmeyi en az üç ay öncesinden bildirimde bulunmak şartıyla her zaman fesh etmesi mümkündür. Kiralayanın sözleşmeyi fesh etmesi için ise mahkeme kararına ihtiyaç vardır. Kısa süreli kira sözleşmelerinde iki ay boyunca kira ödemesinde temerrüde düşülmesi fesih için yeterli bir sebeptir. Aynı şekilde kiracının daireye hasar vermesi veya sözleşme şartlarına riayet etmemesi de fesih sebebi oluşturur. Ancak mahkeme bir hasar meydana getirilmiş ise kiracıya hasarın tamir edilmesi için bir yıllık süre verebilir. Bu süre içinde hasarın tamir edilmemesi halinde fesih talebinin tekrarı üzerine mahkeme sözleşmenin feshine karar verecektir. Kiracının talebi üzerine bir yıllık cebri icra korumasının sağlanması mümkündür.

Türk Hukuku Hakkında
Alman Hukuku Hakkında
İtalyan Hukuku Hakkında
Rus Hukuku Hakkında
Belarus Hukuku Hakkında
Slovak Hukuku Hakkında
Ukrayna Hukuku Hakkında
Çek Hukuku Hakkında
Litvanya Hukuku Hakkında
 
 
 
 
Adres : Meşrutiyet Cad. Ersoy Han No:102/11-12 Kat:5 Beyoğlu 34420 İSTANBUL / TÜRKİYE
Tel: 0 212 292 56 23 Faks: 0 212 244 51 93
   KARİYER
   info@ongoren.av.tr
Copyright © 2005-2008 Ongoren Law Firm in Turkey Tüm hakları saklıdır.
Yasal uyarı