|
Bu
çalışma Arzinger & Partners /Moskova ve Novosibirsk
Hukuk Firmaları tarafından hazırlanmış ve Dr. Rainer Arzinger ve
Tanya Galander tarafından 2002 yılında yayınlanan Rus Ekonomi
Hukuku adlı kitaptan alınmıştır. Yayın tarihinden bu yana
mevzuatta yapılan değişikliklerin önemli bir kısmı
çalışmaya dahil edilmiştir. Ancak Rusya’da mevzuat
sıkça
değiştiğinden ilgili alandaki bilgilerin teyidi için
büromuzla irtibata geçilmesi önerilir.
A.
Rus Şirketler ve Sözleşmeler Hukukuna Giriş
Son
yıllarda, Rus ekonomisinin büyümesiyle hukuk
sistemindeki
reform süreci paralel gitmiştir. Doksanlı yılların başından
bu yana, kanunlar ve sair yasal düzenlemeler sistematik bir
şekilde yenilenmiş ya da en azından, eksiklikleri giderilmiştir.
Başkan
Putin’in yönetimindeki Rus
Federasyonu’nda, ekonomi
hukukunda daha ileri reformlar yapılmasına ilişkin çok
geniş kapsamlı bir program devreye sokulmuştur. Bu reformlar,
ülkenin ekonomik gelişiminin iç
gücünü
pekiştirecek koşulları sağlamak amacıyla
gerçekleştirilmiştir.
Yani, Rusya’da ticari faaliyetlerin
sürdürülmesi
için uygun ve rahat bir ortamın yaratılması hedeflenmiştir.
Rusya’daki yatırımların, hukuki bakış açısından
girişimciler için hem çekici, hem
güvenli olması
istenmektedir.
-
Şirketler Hukuku
-
GİRİŞ
Rus
şirketler hukukuna ilişkin temel kuralları, Rusya Federasyonu
Medeni Kanununda, Limited Şirketler ve Anonim Şirketler
Kanunlarında bulabilirsiniz.
Dahası,
en son 22 Temmuz 2005 günü çeşitli
değişiklikler
geçiren 9 Temmuz 1999 tarihli Rusya Federasyonu Yabancı
Yatırımlar Kanunu da mevcuttur. Bu kanun, yabancı yatırımların
Magna Charta’sı sayılır ve yabancı yatırımlar için
temel prensipleri içerir. Yabancı yatırımcılar, bu kanun
sayesinde yerli yatırımcılarla eşit haklara kavuşurlar.
Medeni
Kanun üç bölümden oluşur. 1.
Bölüm
temel kuralları, borçlar hukuku genel
hükümlerini
ve ticaret hukukunun genel hükümlerini
içerir.
Dolayısıyla, 1. Bölüm bir nevi ticaret kanunu
gibidir.
Rusya’da, Almanya’daki gibi özel bir
ticaret kanunu
bulunmaz. Günümüze kadar, Rus sistemi
çeşitli
açılardan Hollanda geleneğini izlemiştir. Ancak, medeni
hukukla ticaret hukukunu tek bir kanunun içinde
kanunlaştırmak, eskiden kalma bir Sovyet geleğidir. Medeni Kanun,
büyük ölçüde Avrupa
ticaret hukuku
geleneğine dayalıdır, ancak bire bir uyumlu değildir.
Medeni
Kanunun 2. Bölümü, borçlar hukuku
özel
hükümlerini içermekte olup, 3.
Bölümde
milletlerarası özel hukuk hükümlerine yer
verilmiştir.
Yabancı
yatırımcıların Vergi Kanununun 1. ve 2. Bölümlerini
ve
diğer özel kural ve düzenlemeleri de
(örneğin ruhsat
alımına ilişkin düzenlemeler) göz
önünde
bulundurması gerekir.
b.
Birleşik Devlet Sicili
1
Temmuz 2002 tarihli Birleşik Devlet Sicili Kanunu, Rusya’da
ilk
kez olarak, ticaret şirketleri ve kuruluşları için Orta
Avrupa standartlarına
uygun bir birleşik
devlet sicilinin kurulmasını sağlamıştır. Bu federal sicil,
daha çok iş adamlarının ortakları ve diğer şirketler
hakkında bilgi almasını sağlamaktadır. Sicil, vergi dairelerinde
tutulur. Bundan dolayıdır ki, eski döneme kıyasla
çok
daha az bürokratik işlem gerektiren ticaret siciline kayıtla
birlikte, vergi numarası da alınmaktadır.
Sicil
birleşiktir ve kamuya açıktır. Kuruluş amacı
Rusya’daki
bütün şirketlerin, kurum ve kuruluşların kaydının
tutulması, işlevi ise Rusya’daki bütün
tüzel
kişiliklerin tescil edilmesidir. Sicilden talep edilen hemen hemen
bütün bilgiler (gerçek kişi girişimciler
hakkındaki bilgiler hariç) herkese önemsiz bir
harç
karşılığında verilir. Kanun, bütün yeni şirketlerin
başvurularından itibaren beş (5) gün içinde
tescilinin
tamamlanmasını emretmektedir; ancak bu süre çok
azdır
ve uygulamada işlemler genellikle beş gün içinde
tamamlanamamaktadır.
Ticari
amaçlı bütün kişilerin tescil edilmesi
şarttır
ve ancak birleşik devlet siciline yapılan bu tescil sayesindedir ki
ticari kişi statüsü (hem gerçek, hem
tüzel
kişiler için) kazanılır.
Yalnız,
Alman ticaret siciline kıyasla Rus ticaret sicilindeki bir
dezavantaj gözden kaçırılmamalıdır: Rus birleşik
devlet sicili şirketlerin bilançoları ve yıllık
beyannameleri gibi iktisadi yapılarına ilişkin bilgileri
içermez.
c.
Rusya’da Şirket Türleri
Rus
hukuku, birkaç farklı şirket türü arasında
bir
ayrım getirir. Medeni Kanun, aşağıdaki türleri birbirinden
ayırıp tanımlamaktadır:
Özel
Girişimci,
Adi
Şirket,
Tam
Ortaklık,
Komandit
Ortaklık,
Limited
Şirket,
Paylı
Komandit Şirket,
Kapalı
Anonim Şirket ve
Açık
Anonim Şirket.
Bir
özel girişimci (iş adamı gerçek kişi)
kendi
ticari faaliyetini yürüten bir şahıs
(gerçek kişi)
olup, borçlarından bütün malvarlığıyla
sorumludur. Gerçek kişilerin ticari işletme kurabilmek
için
kullanabilecekleri yegane tip budur. Birleşik sicile tescil
zorunludur.
Bir
medeni hukuk şirketi ve bir tam ortaklık,
konsolide
(bölünmüş) sermayeli şirketlerdir. Sermaye,
şirket/ortaklık adına ticari faaliyete girişme konusunda anlaşan
ve şirketin/ortaklığın borçlarından bütün
malvarlıklarıyla müteselsilen sorumlu olan iki ya da daha
fazla ortak arasında bölünür.
Bir
komandit ortaklık, sermayesi birlikte ticari
faaliyet yürütme
konusunda anlaşan iki ya da daha fazla ortak arasında
bölünen
bir şirkettir. Ortaklardan en az biri (genel ortak), ticari
faaliyetleri ortaklık adına sürdürür. Genel
ortak,
ortaklığın borçlarından bütün
malvarlığıyla
sorumludur ve ortaklardan bir diğeri (komanditer ortak) şirket
borçlarından ortaklığa yaptığı katkı miktarı kadar
sorumlu olacaktır. Bir
komandit ortaklıkta
en az bir komanditer ortak olması gerekir. Eğer bir komandit
şirkette ortak olarak sadece genel (komandite) ortak kalmışsa,
şirketin tasfiye edilmesi ya da yeniden yapılandırılması
gerekir.
Bir
limited şirket, sermayesi paylara
bölünmüş
bir şirkettir. Hissedar şirket borçlarından şahsen sorumlu
değildir; bunun yerine, limited şirket, kendi borçlarından
şirketin malvarlığıyla sorumludur.
Sermayesi
paylara bölünmüş komandit şirket limited
şirkete
benzer kurallarla düzenlenmiştir. Ek olarak,
bütün
hissedarlar aralarında yapılan bir anlaşma doğrultusunda şirketin
borçlarından malvarlıklarıyla sorumlu olurlar. Bu şirket
türüne, uygulamada pek rastlanmaz.
Bir
açık anonim şirket ve bir kapalı
anonim şirket
(yazımızın geri kalanında, her iki şirket türünden de
kısaca “anonim şirket” olarak söz
edilecektir) sermayeleri
paylara bölünmüş şirketlerdir. Hissedarlar,
anonim
şirketin borçlarından kendi malvarlıklarıyla sorumlu
değildir; ancak anonim şirket borçlarından
bütün
malvarlığıyla sorumludur. Kapalı anonim şirketlerin hisseleri
sadece ortaklar arasında paylaştırılır ve borsada halka arz
edilmez. Diğer taraftan, açık anonim şirketlerin hisseleri
serbestçe tedavül ettirilebilir.
Rusya
Federasyonu’ndaki asgari sermaye miktarları, bir
hükümet
kararnamesiyle tespit edilen asgari ücret oranına
göre (1
Eylül 2005 itibariyle 800,- Ruble) hesaplanır. Ancak, asgari
sermaye payının ya da diğer masrafların hesaplanması için,
asgari ücret oranı 100,- Ruble olarak alınacaktır. Bir açık
anonim şirket kurmak için gerekli asgari sermaye
miktarı
1000 asgari ücret, yani RUB 100.000,- Rubledir (yaklaşık.
2941,00 Avro). Payların karşığılı ayni ya da nakdi olarak
ödenebilir. Ayni katkıların değeri, eğer söz konusu
ayni katkı 200 asgari ücreti aşıyorsa (20,000,- Ruble)
kanunda gösterilen biçimde bir eksper tarafından
takdir
edilecektir. Bir kapalı anonim şirket kurmak
için
gerekli asgari sermaye 100 asgari ücrettir (10.000,- Ruble
(yaklaşık 294,10 Avro)).
Bir
limited şirketin asgari sermayesi, 100 asgari ücrete (10,000,-
Ruble (yaklaşık 294,10 Avro) denk olmalıdır.
Özel
girişim, tam ortaklık, komandit şirket, medeni hukuk ortaklığı
gibi türler, yükümlülükler
konusunda
getirdikleri önemli dezavantajlar nedeniyle iş adamları
tarafından pek tercih edilmez. Aynı nedenlerle, paylı komandit
şirketler de pek yaygın değildir.
2.
Sözleşmeler Hukuku
a.
Giriş
Rusya’daki
medeni (sözleşmesel) ilişkileri düzenleyen temel
kanun,
Medeni Kanundur. 1. ve 2. Bölümler sırasıyla 1996 ve
1997’de yürürlüğe girmiş olup, 3.
Bölümün
yürürlük tarihi 2000’dir.
Pek
çok Avrupa ülkesi gibi, Rusya da Uluslararası Mal
Satımı
hakkındaki Birleşmiş Milletler Konvansiyonu’na (CISG)
taraftır.
b.
Sözleşmeler Hukuku
Sözleşmeler,
kanun zorunlu bir şekil şartı getirmediği sürece, yazılı
ya da sözlü olarak yapılabilirler. Eğer kanun
herhangi
bir noktanın yazılı olarak belirtilmesini emrediyorsa, taraflardan
her biri yazılı belgeyi imzaladıktan sonra ya da aralarında bir
sözleşme akdetmeye ilişkin iradelerini ifade eden,
usulüne
uygun bir şekilde imzalanmış mektup ya da telgrafları
birbirlerine gönderdikleri zaman sözleşmenin
hüküm
doğuracağı kabul edilir.
Uluslar
arası sözleşmeler için, Rus sistemine göre
sözleşmenin biçimi bakımından Rus hukukunun
hükümlerine uyulacaktır. Rus hukukuna gore,
böyle bir
sözleşmenin yazılı biçimde akdedilmesi gerekir.
“Uluslar arası sözleşme” teriminin bir
tanımı yoktur. Bu
yüzden, sınır aşan karakter taşıyan her sözleşme
uluslar arası sözleşme olarak kabul edilip yazılı
biçimde
hazırlanmalıdır. Aksi takdirde, söz konusu sözleşme
hükümsüz sayılacaktır.
c.
Medeni Hukukun Genel Prensipleri
Rusya’daki
medeni hukuk çerçevesi aşağıdaki genel kabul
görmüş
prensiplere uygundur:
-
Taraflar için sözleşme
özgürlüğü
vardır.
-
Kanun tarafından özel kısıtlamalar getirilmediği
sürece,
bir sözleşmenin ya da hukuki işlemin geçerliliği
için
herhangi bir şekil ya da içerik şartı yoktur.
-
Herkes ticari faaliyette bulunabilir.
-
Tarafların sözleşmesel
yükümlülüklerini
iyi niyetle yerine getirmeleri gerekir.
Medeni
hukukun bütün öznelerinin eşitliği,
özel alanın
korunmasından vazgeçilemeyeceği ve hukuk tarafından varlığı
kabul edilen hakların mahkemelerce korunması gibi diğer prensipler
de mevcuttur.
d.
Uygulanacak Hukuk ve Yetkili Mahkeme Seçimi
Rus
Medeni Kanununun 3. bölümünde milletlerarası
özel
hukuk hükümleri bulunmaktadır. Genel olarak, bu
hükümler
karar verme özerkliğini güvence altına almaktadır;
yani,
Rusya’da yürürlükteki mevzuat
tarafından aksi
öngörülmediği sürece, taraflar bir
sözleşmeye
uygulanacak hukuku kendi aralarında kararlaştırabilirler. Eğer taraflar
sözleşmesel
yükümlülüklerine
uygulanacak hukuku kararlaştırmamışlarsa, hukuki işlemle en
yakın bağlantısı olan ülkenin hukukunun uygulanması
kuralına uyulacaktır.
Taraflar,
bir sözleşmenin uygulamasından doğan uyuşmazlıklara bakacak
mahkemeyi kendi aralarında kararlaştırabilirler. Ancak, Almanya
ile Rusya arasında iki ve çok taraflı uluslar arası
anlaşmalar bulunmadığı için, Alman adli mahkemelerinde ve
Rus devlet ve tahkim (ekonomik) mahkemelerinde (???????????
???, Wirtschaftsgericht) alınan kararlar için, bu iki
ülkede tanıma ve tenfiz işlemleri yapılamamaktadır.
Taraflar,
yetkili ya da görevli mahkeme olarak diğer bir tahkim
mahkemesini seçebilirler. Örneğin,
Rusya’daki çeşitli
Ticaret Odalarında ya da diğer ülkelerde düzenli
uluslar
arası tahkim mahkemeleri mevcuttur. Yalnız, Rusya’daki
sözde
tahkim mahkemelerinin devlet denetimindeki ekonomik mahkemeler
olduğunu göz ardı etmeyiniz. Maalesef, bu mahkemelerin adı
iyi seçilmemiştir.
B.
RUSYA’DA LIMITED ŞIREKTLER
1.Genel
olarak
Limitet
Şirketleri Kanununa (LtdŞK) göre anonim şirketlerin
kuruluşundan farklı olarak iki kuruluş belgesine ihtiyaç
vardır: şirket tüzüğü ve kuruluş
sözleşmesi.
Sadece tek kişiyle kurulan limited şirketlerde kuruluş
sözleşmesine ihtiyaç yoktur. Fakat
LtdŞK’nın 11.
maddesinin lafzına göre başka bir ortağın şirkete dahil
edilmesi durumunda bir kuruluş sözleşmesi yapılması gereği
çelişkili bir durum ortaya çıkarmaktadır. Bu
nedenle
tüzüğün yanı sıra ortakların sadece şirket
kuruluşundaki değil aynı zamanda şirketin var olacağı süre
boyunca birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen şekli bir
kuruluş sözleşmesine de ihtiyaçları vardır.
Kanun,
kuruluş sözleşmesi ve tüzük
içeriğinin
birbirine paralel olması şartını
öngördüğünden
bu iki belgenin birbiriyle çelişkili olmamasına dikkat
edilmelidir. Nitekim bu belgelerin birbirleriyle
çeliştikleri
durumlar bakımından kanunda gerek iç ilişkide (diğer
ortaklarla olan ilişkilerde) gerekse dış ilişkilerde (Konu,
Yetki) öncelikle tüzükteki
hükümlerin esas
alınacağı düzenlenmiştir (LtdŞK md. 12 fık. 5).
Kuruluş
belgelerinin aynı zamanda yazılı şekilde düzenlenmesi şart
koşulmuştur. Genel olarak tüzel kişiler için
gerekli
olan verilerin yanı sıra kuruluş sözleşmesinde
aşağıdakilerin de bulunması zorunludur:
-
Ticaret unvanı ve kısaltması
-
Şirket merkezinin bulunacağı yer
-
Şirket organlarının oluşturulması
ve yetkileri
-
Karar nisaplarına ilişkin
düzenlemeler (Oy Çoğunluğu veya Oybirliği)
-
Esas sermayenin belirlenmesi
-
Ortakların paylarının belirlenmesi
-
Ortakların hak ve
yükümlülükleri
-
Ortakların şirketten ayrılmasına
ilişkin düzenlemeler
-
Ortaklık payının veya kısmi
ortaklık payının devri ile ilgili düzenlemeler
-
Şirketlerin belgelerine ve
bilgilerin şirkete veya üçüncü
kişilere aktarılması usulüne ilişkin düzenlemeler
-
Limitet Şirketleri Kanununa ve
diğer federal kanunlara aykırı olmamak şartıyla şirketin
statüsüne ilişkin hükümler
bulunabilir
Belirtilen
düzenlemeler, Rusya’da kurulan şirketlerin
tüzüklerinin
diğer ülkelere oranla çok daha uzun ve ayrıntılı
olmasına yol açmaktadır. Tüzükte bazı
hükümlerin
emredici olarak yer alması ile ilgili şart, aynı zamanda tedbir
amaçlı da olsa, ilgili kanun hükümlerine
sözleşmede
de yer verilmesine yol açmaktadır.
Limitet
Şirketlerin kurucu ortak sayısı kanunla en fazla 50 olarak
belirlenmiştir. Tek kişiyle kurulması da
mümkündür. Ancak dikkat edilmesi gereken
hususlardan biri şirket ortaklarından
en az birinin gerçek kişi olmasıdır. Bir limitet şirketin
sadece iki ve daha fazla tüzel kişi tarafından kurulması
mümkün değildir.
2.
Limitet Şirketlerin Esas Sermayesi
19.02.1998
tarihli Limited Şirketleri kanununa göre esas Sermayenin
asgari
tutarı “100 asgari ücret” olarak
belirlenmiştir. Dikkat
edilmesi gereken hususlardan birisi de Rusya’da iki
tür asgari
ücretin mevcut olmasıdır. Asgari sermaye tutarı belirlenirken
bu asgari ücret tutarlarından ikincisi (Asgari Ücret
2
olarak da ifade edilir) esas alınacaktır. Buna göre bir
limitet şirket kurulurken esas sermaye tutarı en az 100 asgari
ücret çarpı 100 Ruble (Nisan 2005’den
beri geçerli
olan tutar), yani 10.000 Ruble ( 270 € ) olacaktır. Yabancı
Sermaye Kanunu yürürlüğe girene kadar yerli
ve
yabancı arasında bir ayrım gözetilmekteydi. 1994 tarihli
tüzel kişilerin tesciline ilişkin Jelzin-Kanunu uyarınca
yabancılar bakımından “1000 asgari
ücretlik” bir asgari
esas sermaye tutarı geçerliydi. Medeni Kanun ve LtdŞKanunu
uyarınca sadece 100 asgari ücretlik esas sermaye tutarı
yeterli olacağı için eşitlik ilkesi ışığında yabancı
katılımlı şirketler açısından da geçerli olması
gerektiği görüşü ağırlık kazanmaktaydı o
dönemlerde. Doktrinde yine de Jelzin-Kanununu destekleyen aksi
görüşler de bulunmaktaydı. Ancak Yabancı Sermaye
Kanununun yürürlüğe girmesi ile beraber
tüm bu
tartışmalar sona ermiştir. Zira kanunda yabancı sermayeli
şirketlerin kuruluşlarının ve tasfiyelerinin Rus Kanunlarına
göre yapılacağı açıkça
düzenlenmiştir.
Farklı bir anlatımla Rus bir şirket ile yabancı sermayeli bir Rus
şirketinin kuruluşu ve tasfiyesi arasında hiçbir fark
yoktur.
Tescilin
yapılacağı anda esas sermayenin en az yarısının ödenmiş
olması gerekir. Bakiye kısmın ise şirketin faaliyete geçtiği
tarihten itibaren en geç bir yıl içinde
ödenmesi
gerekir.
Esas
Sermaye tutarının tespitinde kuruluş anı esas alınır. Tescilin
yapıldığı ana kadar asgari ücretle ilgili
düzenlemelerde
bir değişikliğin meydana gelmesi tescil talebinin reddi için
bir gerekçe oluşturamaz.
Rus
Hukuku da tüm şirket ortakları için karşılığı
ödenmeyen ortaklık payları açısından bir
yetersizlik
sorumluluğu öngörmektedir. Tüzel kişilerin
ortakları
Rus Hukuku uyarınca pay karşılıklarının ödenmemesinden
dolayı müteselsilen sorumlu olmaktadırlar. Bu nedenle sermaye
taahhüdlerinin yerine getirilmesi bütün
ortakların
menfaatinedir.
Rus
Hukukuna göre kuruluşun ayni şekilde olması da
mümkündür.
LtdŞK ile beraber sermaye olarak konulan ayınların değer
biçiminin 29.Haziran 1998 tarihli “Rusya
Federasyonundaki
Bilirkişilik Faaliyeti hakkındaki Kanuna” göre
yapılacağı
belirlenmiştir. Bu koşul, ayni sermaye değerinin asgari
ücretin
200 katını aştığı her durum bakımından emredicidir. Değer
biçiminin aynı zamanda Ortaklar Kurulu tarafından oybirliği
ile onaylanması gerekmektedir. Bilirkişinin takdir ettiği değerin ayni
sermayenin gerçek değerinden fazla olduğu anlaşılırsa
aradaki farktan tüm şirket ortakları ve bilirkişi bakımından
3 yıl süreyle tali ve müteselsil bir sorumluluk
söz
konusu olur. Kullanma haklarının da ayni sermaye olarak konması
mümkündür. Kullanma hakkının sona erdiği
durumlarda, bunu ayni sermaye olarak getiren kişinin sermayenin
korunması amacıyla bir denkleştirme yapması gerekmekir. Md. 16
fık. 1’de zımni ayni sermayenin yasak olduğu hususu
hükme
bağlanmıştır. Ortağın şirketten olan alacağı ile şirkete
olan ayni sermaye borcu bakımından bir takas yasağı söz
konusudur.
3. Şirketin Kuruluşu
Limitet
Şirketler tüzel kişiliklerini tescil ile beraber kazanır.
Şirketlerin tescil işlemini yapmadan ticari faaliyete
geçmesi
yasaktır. Tescil işleminin yapılması ve tescilin ilan edilmesi
ile beraber merasim tamamlanır. Rus hukukunda “Tüzel
Kişilerin Ve Özel Teşebbüslerin Tescil
Usulüne
İlişkin 08.08.2001 tarihli Kanunla tescil işlemlerinin nasıl
yapılacağı belirlenmektedir. Buna göre tescil işlemlerinde
şu adımların izlenmesi gerekir:
Öncelikle
Moskova’da bulunan Federal Vergi Dairesine kuruluş
belgelerinin
teslim edilmelidir. Bu Vergi Dairesi tüm kuruluş belgelerini
topladıktan 5 gün sonra şirket kuruluşunu resmi olarak
belgeler. Gecikmelerin engellenmesi için belgelerin
özenle
hazırlanması ve eksik olmamasına dikkat edilmelidir. İbraz
edilmesi gereken belgeler şunlardır:
-
Tüzel kişiliğin tescili
talebine ilişkin eksiksik olarak doldurulmuş form
-
Kuruluş Protokolü:
Ortakların Rusya’da şirketin kurulmasına ilişkin kararı noter
tasdikli olarak bir protokol şeklinde ibraz etmeleri gerekmektedir.
-
Kuruluş Sözleşmesi
-
Şirket
Tüzüğü
-
Genel
Müdürün pasaportunun fotokopisi (noter
tasdikli)
-
Esas Sermayenin kuruluş
için gerekli olan kısmının ödendiğini teyit eden
banka ekstresi
Bu
belgelerin yanı sıra şunlara ihtiyaç vardır:
Tüzel
kişi ortaklar için:
-
Ticaret Sicilindeki kayıtları
-
Tüzel kişiliğin
bilançosu
-
Vergi numarasının bulunduğunun
teyidi için maliye bakanlığından alınacak belge
-
Ev Bankasından kredibilite
durumuna ilişkin belge
Gerçek
kişiler ortaklar için ise:
Vergi
dairesinde tescilin yapıldığı gün, merkezi ticaret siciline
de tescil için başvuruda bulunmak gerekir. İbraz edilecek
belgeler şunlardır:
-
Talepname
-
Ticaret unvanı
mühürünün örneği
-
Genel
müdürün pas fotokopisi
-
Ana Muhasebecinin pas fotokopisi
-
Ticaret unvanı
mühürünün hazırlanmasına ilişkin
genel müdür kararı
-
Genel
Müdürün tayin edildiğini teyit eden belge
-
Şirketin Tescili edildiğine
ilişkin resmi belge
-
Şirket
Tüzüğü
Şirket
kuruluşunun başarılı bir şekilde gerçekleştirilmesinden
sonra şirkete bir vergi numarası verilip vergi mükellefi
olarak tespit edilir. Daha sonra çeşitli kurumlarda
kayıtların sırası ile yapılması gerekmektedir. Bunlar:
Moskovadaki
devlet istatistik kurumu, sosyal güvenlik fonu, devlet
emeklilik
fonu, sağlık sigortası fonu ve devlet rekabet kurumudur. Eğer
yabancı personele şirkette görev verilmek isteniyorsa bunlar
için gerekli çalışma izinlerin de alınması
gerekir.
C.
RUSYA’DA ANONİM ŞİRKETLER
-
Genel olarak
Anonim
şirketler 1990’da kapalı ve açık anonim şirketler
olmak
üzere iki türde düzenlenmiştir. Medeni
Kanunun ve
Anonim Şirketleri Kanununun yürürlüğe
girmesi ile
beraber bu alanda ortak bir düzenleme ve tekdüzelik
sağlanmıştır. Bundan sonra tekdüze anonim şirketler,
özel
hükümlerle düzenlenen kapalı ve
açık anonim
şirket olarak iki türde var olabileceklerdir. Bu anonim şirket
türleri amerikan hukukundaki Corporate Law
hükümleri
esas alınmak suretiyle düzenlenmiştir. Bu Şirket
türleri
Alman Hukukundaki ikili sistemin (A.Ş./Ltd Ş) benimsenmiş
olmasından dolayı 1990 yılına Rusya’nın yabancısı olduğu
sistemlerdir. Belirli alanlarda faaliyet gösteren anonim
şirketler, örneğin bankacılık, yatırımcılık ve
sigortacılık, bakımından özel hükümlere
tabidir.
Özel düzenlemelerin bulunmadığı hallerde ikincil
hukuk
olarak anonim şirketleri kanunu uygulanacaktır.
-
Kapalı Anonim
Şirketlerin Özellikleri
Kapalı
Anonim Şirket, Açık Anonim Şirketten birçok
özel
hükümle ayrılır. Bu özel
hükümlerden
birisini hisse devrine getirilen sınırlamalar teşkil eder. Bu
şirketlerin sadece sermayeye dayalı değil aynı zamanda bireysel
boyutları da bulunur. Kapalı Anonim Şirketlerde hisse devri, ancak
kuruluş aşamasında belirlenen kişilere yapılabilmektedir.
Üçüncü
kişilere devredilmek amacıyla hisse senetlerinin çıkarılması
yasaktır. Kapalı anonim şirketlerde aynı zamanda hissedarların
başka bir hissedara devretmek istediği hisseler üzerinde
ön-alım hakları mevcuttur. Ön-alım hakkının
kullanılmasına ilişkin düzenlemelere tüzükte
yer
verilmesi zorunludur. Anonim Şirketleri Kanununun 7. maddesi
uyarınca hisseyi devretmek isteyen hissedarın diğer hissedarları
yazılı olarak bilgilendirme
yükümlülüğü
vardır. Hissedarların veya şirketin 2 ay içinde
ön-alım
hakkını kullanmaması halinde hissenin veya hisselerin
üçüncü
kişiye devri mümkündür. Eski
düzenlemeye göre
bu hakkın kullanım süresi en az 30, en çok 60
gün
olabiliyordu. Artık on günden az olmamak kaydıyla bu
sürenin
tüzükte serbestçe belirlenmesi
mümkündür.
Ön-Alım hakkının devri ise mümkün değildir.
Açık
Anonim Şirketlerde ise bir ön-alım hakkının tanınması dahi
mümkün değildir.
Kapalı
Anonim Şirketlerde hissedarların sayısı en çok 50 olarak
belirlenmiştir. Ortak sayısı bu üst sınırı aşarsa 1 yıl
içinde ya anonim şirket açık A.Ş.’ye
dönüştürülecek ya da ortakların
sayısı kanuni
sınırlamaya uygun bir hale getirilecektir. Belirtilen bu süre
içinde bu iki değişiklikten birisi yapılmaz ise bir mahkeme
kararına dayalı olarak şirketin tasfiye edilmesi yoluna gidilir.
Açık Anonim Şirketlerde hissedarların sayısı kanunla
sınırlanmamıştır. Ancak 50’den fazla hissedarın bulunması
halinde pay defterinin bağımsız bir kuruluşca tutulması gerekir.
Kapalı
bir anonim şirketin rahatlıkla açık bir anonim şirkete
dönüştürülmesi veya bunun tersi
mümkündür.
Şirketlerin yeniden yapılanması ile ilgili düzenlemeler
anlamında bir dönüştürme söz konusu
olmadığı
için buradaki hükümler de uygulanmaz.
Ortakların
sayısına ilişkin düzenlemelerle beraber belirli nitelikteki
şirketlerin sadece açık A.Ş. şeklinde kurulabilmelerine
ilişkin kurallar ve asgari esas sermaye ilişkin kuralların da
dikkate alınmasında yarar vardır.
Yapılan
kanuni değişiklikler, özellikle hisse devirlerinin genel
olarak kapalı A.Ş. bakımından da kolaylaştırılmış olması,
nedeniyle sınırlı sayıda özelliği kalmış, limitet
şirketin gereksiz bir alternatifini teşkil eder duruma gelmiştir.
Ancak Limitet şirketlerin birtakım problematik ve karakteristik
nitelikteki özeliklerine sahip olmaması, kapalı A.Ş. ler
açısından bir artı olarak göze
çarpmaktadır.
Aynı şekilde açık anonim şirketlerin Kıymetli Evrak
Merkezinde kaydedilmesi zorunluluğu nedeniyle ilgili masrafların
kapalı anonim şirketler bakımından söz konusu olmadığı
anlaşılmaktadır.
-
Anonim
Şirketlerin Kuruluşu
Anonim
Şirketlerin kuruluşu prosedüründe öncelikle
kurucuların genel kurul toplantısı yapma
yükümlülükleri
bulunur. Bu toplantıda şirket kuruluşuna, tüzük
düzenlemesine ve şirket sermayesinin veya hisselerinin
değerine
ilişkin kararın oybirliği ile alınması gerekir. Eğer Şirket
tek bir kişiden oluşuyorsa karar onun tarafından alınır.
Şirketin yönetim kurulu organları ise dörtte
üç
çoğunluk ile seçilir. Kurucular, aldıkları bu
karar
temelinde yazılı olarak kuruluş sözleşmesini hazırlamakla
yükümlüdür. Kuruluş
sözleşmesinde,
kurucuların şirket kuruluşundaki
yükümlülüklerinin
yanı sıra, esas sermayeye, çıkarılacak hisse senedi
türlerine ve sermaye getirme borçlarının nasıl ifa
edileceğine ilişkin hükümlerin yer alması gerekir.
Limitet Şirketlerden farklı olarak bu sözleşme
“kurucu”
bir nitelik taşımamaktadır. Buna rağmen uygulamada tescil
memurluklarının bu belgeyi talep ettikleri
görülmektedir. Tek bir hissedar tarafından şirketin
kurulması halinde kuruluş
sözleşmesine ihtiyaç duyulmayabilir.
Anonim
Şirket kurulurken izlenilecek adımlar aşağıda tek tek
belirtilmiştir:
-
Şirketin kuruluşuna ilişkin bir
sözleşmenin hazırlanması ve akdedilmesi
-
Genel Kurul toplantısında karar
alınacak hususlara ilişkin belgelerin hazırlanması
-
Genel Kurul toplantısı
hazırlığının yapılması ve ilgili hususlarda kararların alınması
-
Bankada hesabın
açılması ve taahhüt edilen sermaye bedelinin
ödenmesi
-
Tescil memurluğuna ilgili
belgelerin sunulması
Anonim
Şirketlerin kuruluş belgesi
tüzüğüdür. Bu
tüzüğün öncelikle tüm
tüzel kişiler
için öngörülen asgari şartlara
uygun olması
gerekir. Bunların yanı sıra Medeni Kanunda (Md. 98 fık. 3) ve
anonim şirketleri kanununda (Md.11) belirtilen şartların da
göz
önünde bulundurulması gerekir. Burada bahsi
geçen
şartlar şunlardır:
-
Şirketin Ticaret Unvanı ve
kısaltması
-
Şirket Türü
(açık veya kapalı)
-
Hisselerin sayısı, nominal
değerleri ve türleri (bulunması halinde imtiyazlı hisselerin)
-
Hissedarların tüm
alanlardaki hakları
-
Esas Sermayenin Miktarı
-
İdare Organının yapısı ve yetkisi
ile karar alma nisabına ilişkin kurallar
-
Ortakların Genel Kurula
çağırılmasına ve toplanmasına ilişkin kurallar, aynı zamanda
oybirliği ve nitelikli çoğunluğa ilişkin olası şartlar
-
Şirketin şubeleri ve
temsilciliklerine ilişkin kurallar
Tek
kişiyle kurulan anonim şirketlerde kuruluş kararının esas
sermaye miktarını, hisse senedi türlerini ve hisse
bedellerinin ödenmesine ilişkin kapsam ve usulü
içermesi
gerekir.
7.
Ağustos 2001 tarihli Kanunda hisse bedellerinin ödenmesine
ilişkin bir yenilik getirmiştir. Tescilden itibaren 3 ay
içinde
hisse bedellerinin sadece % 50’sinin ödenmesi
gerekir. Bundan
önceki düzenlemede tescil anına kadar hisse
bedellerinin
en az % 50’sinin ödenmiş olması gerekmekteydi. Bunun
pratik
anlamı tescilden sonra ödeme sürecinin uzatılmasıdır.
Bu düzenlemeye bağlı olarak Anonim Şirketleri kanununun yeni
md. 2 fık. 3 uyarınca hisse bedellerinin % 50’si
ödeninceye
kadar sadece kuruluş işlemlerin yapılabileceği hükme
bağlanmıştır.
-
Esas Sermaye ve Hisse Senetleri
Açık
Anonim Şirketlerin esas sermayesi, şirketin tescil edildiği tarih
esas alınmak suretiyle, aylık asgari ücretin 1000 katından az
olamaz (100.000 Ruble). Kapalı Anonim Şirketlerde ise bu tutar
aylık asgari ücretin 100 katından az olamaz.
Çıkarılan
tüm hisse senetlerin aynı nominal değere sahip olması
gerekir. Anonim Şirketi kanunu uyarınca hisse senetlerinin ancak
nama yazılı olarak çıkarılması mümkün olup
hamiline yazılı olarak çıkarılmasının yasak olduğu
görüşü doktrinde baskındır. Pay defterinde
ise
hissedarın gerek kendi adına gerekse başka bir kimse adına
özellikle menkul kıymetler borsasından yetki verilen
kimselerin de kaydedilmesi mümkündür.
Hisse
Senetleri, adi ve imtiyazlı hisse senetleri şeklinde ayrılmaktadır.
İmtiyazlı senetleri, şirket esas sermayesinin % 25’inden
fazlasına tekabül edecek şekilde çıkarılamaz.
İmtiyazlı hisse senetlerin kendi içinde ayrılması halinde,
temeddü dağıtımını talep etme ve tasfiye payına katılma
hakkınına ilişkin sıralamanın tüzükte ayrıca
düzenlenmesi gerekir.
Hisse
senetlerin yanı sıra tahvillerin ve kıymetli evrakların da
çıkarılması mümkündür.
Tahvillerin
çıkarılmasına ilişkin olarak tek tek düzenlemelere
yer verilmesine karşın kural olarak MK md. 143’te belirtilen
kıymetli evrakların da bu düzenlemelerin kapsam alanı
içinde
oldukları kabul edilmektedir. Kıymetli evraklarin hisse senetleri
ile değiştirilmesi hakkının tanınması da
mümkündür.
D.
RUSYA’DA VERGİ HUKUKU
-
Genel Olarak
Yakın
bir tarihe kadar çeşitli kanun ve yönetmeliklerde
düzenlenmekte olan Rus Vergi Hukukunun tek bir çatı
altında toplama faaliyetleri başlamıştır. 1. Ocak 1999 tarihinde
Vergi Kanunun birinci kitabı olarak genel hükümler ve
1.
Ocak 2002 tarihinde ise Vergi Kanunun 2. Kitabında Esaslı kısım
adı verilen bölüm
yürürlüğe girmiştir.
Yürürlüğe giren bu kanunla beraber vergi
reformunun
hayata geçirilmesi bakımından önemli adımlar
atılmış
oldu. Bu kanun bir yandan vergi yükünü
hafifletletmekte, diğer yandan Rus muhasebe kurallarının uluslar
arası normlara yaklaşmasını sağlamaktadır.
Bu
köklü reformun yapılış nedenlerinden en
önemlisi
Vergi Sistemindeki adaletsizlikti. Buna teyit edebilecek en
önemli
veri, vergi oranları Almanya’dakinden çok daha
üstünde
olmasına rağmen 2000 yılında Almanya’da toplanan vergi
gelirinin ancak dörtte birinin toplanabilmiş olmasıdır. Bu
nedenle reformdan önce vergi ödeyenler arasında bir
eşitliğin sağlanması, haksız vergi avantajlarının ve
istisnalarının kaldırılması ve dürüst bir şekilde
vergi ödeyen kimselerin vergi
yükünün
azaltılması, Vergi sisteminin kolaylaştırılması hedefleri
konulmuştu.
-
Vergi
Sistematiği
Rusya’daki
Vergi Sistemini üç başlık altında toplamak
mümkün:
-
Federal Vergiler ve
Harçlar
-
Katma Değer Vergisi
-
Dolaylı Vergiler
-
Kurumlar Vergisi
-
Gelir Vergisi
-
Sosyal ödemeler
-
Kamusal vergiler (Tescil
işlemlerinde ve mahkeme masrafları v.b. olarak toplanan
harçlar)
-
Gümrük Vergileri
-
Ham maddelerin
çıkarılması ve işlenmesi amacıyla toplanan
çeşitli vergiler
-
Orman, Su ve Çevre
Vergisi
-
Faaliyet İzinleri için
toplanan harçlar (Ruhsatlar)
b)Federasyon
Organlarının topladığı Vergi ve Harçlar
-
Ticari Sermaye Vergisi
(Şirketlerin Malvarlığı Vergisi)
-
Gayri menkullerden alınan Vergisi
-
Taşıma Vergisi
-
Belirli Satışlardan toplanan
vergiler
-
Kumarhane Salonlarından toplanan
vergiler
-
Bölgesel ruhsat
harçları
c)
Yerel Vergi ve Harçlar
Reformun
en önemli amaçlarından birisi de federasyon
organların
vergi gelirlerini artırıp bunların federal bütçeye
olan yükünü hafifletmekti. Önceki
dönemde
kurumların ve kişilerin elde edikleri gelirler ve fiili mali
durumları dikkate alınmaksızın çeşitli vergiler
ödemek
zorunda olması birtakım sıkıntılara yol açmaktaydı.
Örneğin bazı vergilerde sadece kazanç veya şirket
aktiflerin sürüm değeri hesaplamada esas alınır. Bu
özellikle Ticari Sermaye Vergisinde, Cadde ve Taşıma
Vergisinde, Reklam Vergisinde görülen bir durumdur.
Böylece
şirket sadece var olduğu veya bir işletmeye sahip olduğu
için
kazanç elde edip etmediğine bakılmaksızın
vergilendirilmektedir. Ancak 01.01.2003 tarihinde yapılan değişiklik
ile Cadde Vergisi tamamen kaldırılmıştır.
-
Verginin
Konusunu oluşturan değerler ve prosedür
Verginin
konusunu teşkil eden değerler Rus Hukukunda 4 başlık altında
toplanmaktadır:
Buna
karşılık harçlar, resmi kurumlarca bir takım hakların
tanınması veya izinlerin verilmesi karşılığında toplanan ücret
olarak tanımlanmaktadır. Yani harçlar devlet tarafından
yerine getirilen hizmetlerin karşılığında toplanır.
Vergilendirilme
süreleri tek tek kanunda belirlenmiş, aylık, çeyrek
yıllık, yarı yıllık ve yıllık olarak farklı şekillerde
düzenlenmiştir.
Her
vergi yükümlüsünün
faaliyette bulunduğu,
ikamet ettiği veya merkezinin (tüzel kişiliğin veya
temsiliciliklerin ve şubelerin) bulunduğu yerdeki vergi dairesine
kayıtlı olması gerekir. Rus Vergi Hukukunda kanundaki istisnalar
saklı kalmak kaydıyla tüm vergi mükelleflerinin
vergilendirilecek değerleri ve ödenecek vergiyi bizzat tespit
etmek ve ilgili usulde federasyona, federasyon organlarına veya
yerel vergi dairelerine ödemekle
yükümlüdür.
Bankalar,
tüzel kişiler adına ancak Vergi Dairesinde tescil edilmiş
olmaları halinde banka hesabı açmaya yetkilidirler. Buna
rağmen hesap açılırsa 10.000 Rublelik ceza ödemek
zorundadırlar. Açılan tüm hesapların derhal Vergi
Dairesine bildirilmesi zorunludur.
Vergi
Usul hukukunda “Vergi aracıları” kavramına
rastlanmaktadır.
Burada vergi mükellefi ve vergiyi ödeyen kişi
birbirinden
ayrılmaktadır. Bu örneğin işverenin işçisi adına
ücret vergisini ödediği durumlarda söz
konusu
olmaktadır. Aynı şekilde Rusya’da yerleşik bulunmayan
yabancıların elde ettikleri kazanca uygulanan stopaj ve Rus
ortakların ödedikleri İthalat Toptan Satış Vergisi
bakımından bu durum söz konusu olmaktadır. Vergi Usul Hukuku
bakımından vergi aracıları vergi mükellefleri ile aynı
konumdadır ve aynı şekilde ödenmeyen vergiden sorumlu
tutulmaktadır.
-
Vergi
Düzenlemeleri
-
Katma Değer
Vergisi
Katma
Değer Vergisi, Alman sisteminde olduğu gibi tüm satışlarda
uygulanan bir vergi çeşididir. Bunun usulü ise
Katma
Değer Vergisi tutarından indirilebilir verginin çıkarılması
şeklindedir.
2002
yılında yeni Vergi Kanununun yürürlüğe
girmesi ile
beraber burada birtakım değişikliklere gidilmiştir. Öncelikle
Rusya Federasyonu içerisinde gerçekleştirilen
tüm
teslimatlar ve hizmet edimleri yahut karşılıksız veya kişisel
kullanım için yapılan işlemler vergilendirilmektedir. Rusya
Federasyonunun gümrük bölgelerine yaptıkları
ithalat
işlemleri ise ayrıca İthalat Toptan Satış Vergisi adı altında
vergilendirmeye tabi tutulmaktadır.
Vergi
oranları aşağıdaki gibidir:
-
Merkez Bankasına yapılan ithalat
veya mücevher satışı ve diplomatlara yapılan teslimatlar ile
hizmetler % 0 vergiye tabidir.
-
Belirli besinler veya
çocuklar için yapılan üretimler
için % 10
-
Diğer mallar bakımından
geçerli olan genel vergi oranı % 18’dir.
Vergiden
muaf sayılan işlemler ise Vergi Kanununun 39. maddesinin 3.
fıkrasında belirtilmiştir. Örneğin rublenin veya
dövizin
tedavülü, Şirketin esas sermayesine yapılan
ödemeler,
Şirketin türünde yapılan değişiklik sırasında meydana
gelen mülkiyet nakilleri, tasfiye bakiyesi dağıtımı,
malvarlıklarının cebri icrası, miras işlemleri ve diğerleri.
Birbirini
takip eden 3 ay süresince kazançları
Rusya’da
(İhracatlar hariç) bir milyon rublenin altında olan
tüzel
kişiler kazanç vergisinden muaf tutulabilir.
Rusya’da
yerleşik olmayıp şube veya temsilcilik açmak suretiyle
faaliyet gösteren tüzel kişiler yaptıkları ihracat
işlemleri ile ilgili olarak vergi dairesine kaydolmak suretiyle
Kazanç Vergisinden muaf tutulabilirler. Ancak kural olarak
ithalat toptan satış vergisine tabidirler.
Vergiye
tabi bir işlemin söz konusu olup olmadığı konusunda md. 147
ve 148 Vergi Kanunu uyarınca ifa yerine ilişkin
hükümler
belirleyicidir. Bazı ihracat işlemleri İthalat Toptan Satış
Vergisinden muaftırlar. Örneğin
-
Şirkete esas sermaye olarak konan
demirbaşlar, aksesuarlar ve yedek parçalar
-
Dövizlerin (Ruble de
dahil) ve kıymetli evrakların ülkeye girişi
-
İlgili yasanın izin vermesi
suretiyle yurtdışından alınan karşılıksız yardım hizmetleri
-
Belirli tıbbi edimler, hayati
önem taşıyan tıbbi malzemelerin ve ilgili tıbbi
araçların ihracatı, Kültür miraslarının
müzelere veya benzeri kuruluşlara verilmesi
bu
vergiden muaf tutulmuştur.
İthalat
işlemlerinde hesaplama ölçüsü
olarak gümrük
değeri kıyas yoluyla uygulanacaktır. Gümrük
vergisinden
leasing sözleşmesi ile kurtulmak
mümkündür.
Yalnız burada dikkat edilecek husus leasing sözleşmesine
“süreli ithalat” şartının konulmasıdır.
Bunun mutlaka
gümrüğe bildirilmesi ve süreye riayet
edilmesi
gerekir. Aksi takdirde sonradan gümrük vergisine tabi
tutulacak ve şartlarının oluşması halinde temerrüt faizi
uygulanacaktır. Ayrıca dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi
Rusya’daki leasing oranlarının değerlendirilebilmesi
için
mali mülkiyetin yabancı leasing verende kalmasıdır.
İhracat
İşlemleri md. 164 fık. 1 uyarınca kazanç vergisinden
muaftır. Aynı durum ithalat işlemleri ile bağlantılı olarak
yerine getirilen edimler bakımından da geçerlidir. Bu
muafiyetten yararlanabilmek için aşağıda belirtilen
belgelerin vergi dairesine ibrazı gereklidir:
-
Mal ihracatını
düzenleyen sözleşmenin sureti
-
Karşı edimin alındığına dair
banka dekontu
-
Gümrük
beyannamesinin sureti
-
Gümrük
sınırının dışına çıkıldığını teyit eden taşıma belgelerinin
sureti
b) Dolaylı Vergiler
Federal
Vergilerin bir diğer çeşidi bir takım malların satışından
elde edilen kazanca dayalı olarak alınan dolaylı vergilerdir.
Bahsi edilen mallar örneğin şunlardır:
-
Alkol oranı % 1,5’i
geçen Votka, Likör, Konyak, Şarap, şampanya, bira
gibi alkollü içecekler
-
İspirto ve ispirto
içeren diğer ürünler
-
Mücevherler
-
Tütün
ürünleri
-
Tırlar ve motosikletler
-
Benzin ve mazot
-
Motor yağları
-
Petrol
-
Doğal gaz
İlgili
vergi oranları Vergi Kanununun 193. maddesinde düzenlenmiştir.
Bu vergi oranları Almanya gibi ülkelerle karşılaştırıldığında
oldukça düşüktür. Bu tür
malların
Rusya’ya ithal edilmesi halinde gümrük
vergisi ve
harçları dışında dolaylı vergiye de tabi olacaktır.
c)
Kurumlar Vergisi
Vergi
Kanununun 284. maddesi uyarınca Kurumlar Vergisinin üst sınırı
% 24 olarak belirlenmiştir. Bunun % 6,5 ‘i federal
bütçeye,
% 17,5’i ise bölge bütçesine
ödenecektir.
Bölge bütçesine yapılacak ödemede
oranın %
13,5’e kadar indirilmesi
mümkündür. Örneğin
St. Petersburg’ta bu orana kadar
düşülmüş böylece
toplam kurumlar vergisi oranı % 20’ye kadar indirilmiştir.
Belirli
kazançlar özel vergi oranlarına tabidir. Bu nedenle
kazanç tutarı belirlenirken genel kazanç
hesaplama
yönetiminden farklı bir yöntem kullanılmakta ve ayrı
vergi oranları öngörülmektedir. Yavru Şirket
veya
ortaklıklardan alınan kar payları % 6’lık vergi oranına
tabidir. Rus Şirketlerin kar paylarını yurtdışındaki
ortaklarına dağıtımında kaynaktan %15 oranında vergi kesintisi
yapılmaktadır. Yine çifte vergilendirmenin
önlenmesine
ilişkin ikili anlaşmalar saklı kalmak kaydıyla Rus Şirketlerin
yurt dışından aldığı kar payları % 15 oranında
vergilendirilir. Devlet tahvillerinden elde edilen faiz gelirleri de
% 15’lik vergiye tabidir. Yabancı tüzel kişinin
temsilciliğinin faaliyetine bağlı olmayan diğer gelirleri
%20’lik
vergiye tabidir.
Vergi
Kanunu, kazancı belirlerken iki farklı metoda başvurmaktadır:
-
Yöntemlerden birisi
gelirden masrafların çıkarılması suretiyle kazancın
“tahakkuku” yöntemi dir. Burada dar
anlamda bir malvarlığı mukayesesi söz konusu değildir. Dikkat
edilmesi gereken en önemli hususlardan birisi her gelir
türünde sonuca bir etkinin söz konusu
olduğunun belirlenmesidir. Bu genellikle bir mal satımının veya hizmet
ediminin karşılığı olan alacağın muaccel olduğu tarihte söz
konusu olur. Yine de bazı durumlarda “Aktarma
yöntemiyle” ödemenin yapıldığı anda
muhasebesinin yapılması söz konusu olabilmektedir. Bundan
çıkarılacak sonuç her gelir
türünün tek tek vergi hukuku
hükümleri ışığında hangi anda realize edildiğinin
tespit edilmesidir.
-
Küçük
çaplı şirketler bakımından gelir ve masrafların Akım
prensibine göre muhasebesinin yapıldığı “kasa
yöntemi” geçerli olabilmektedir. Ancak bu
sadece çeyrek yıllık geliri 1 Milyon ruble’den
(40.000 €) az olan şirketler bakımından uygulanabilmektedir.
Vergilendirme
dönemi olarak takvim yılı esas alınır. Vergi Beyannameleri
kural olarak her ay ibraz edilmeli ve bazı hallerde de ilgili
ön
ödemelerin yapılması gerekmektedir. Ödenecek kurumlar
vergisi tutarı kurumlar vergisine tabi şirketler tarafından bizzat
yapılmaktadır. Yani kar miktarının her ay tespit edilmesi
gerekmektedir. Bu tespit edilen kar miktarına ilişkin ön
ödemelerin ise müteakip ayın 30’una kadar
yapılması
gerekir. Yapılan ön ödemeler ise takvim yılı sonunda
yapılan genel beyannamedeki rakamdan mahsup edilecektir.
Yeni
kurulan şirketlerde aylık gelirlerinin 1 Milyon rubleyi
geçmemesi
şartıyla ön ödemelerin çeyrek yıllık
dönemler
halinde yapılması mümkündür. Aylık kar
miktarı
tespiti ve ilgili ön ödemelerin yapılması dışında
çeyrek yıllık ve yıllık vergi beyannamelerin de sunulması
gerekmektedir ( md. 289 VergiK). Bir şirketin federal organlara ait
bir işletmenin kısmen işletmesini üstlendiği durumlarda
federal organları veya birimleri ile ilgili kurumlar vergisi
özel
hükümlere tabidir. 288. maddenin 2. fıkrası uyarınca
vergi ödeyenlerin seçimine bağlı olarak
çeşitli
ayrılma metotlarının uygulanması mümkündür.
Özellikle de çalıştırılan işçi sayısı
veya
çalışma masraflarının miktarına göre ilgili
vergilendirmenin yapılması mümkün olmaktadır.
Rus
Vergi hukukuna göre zarar beyanının 10 yıllık bir
süre
boyunca sunulması mümkündür (md. 283
VergiK). Ancak
belirli bir vergi dönemi (takvim yılı) için vergiye
tabi karın % 30’u ile sınırlıdır.
Kurumlar
vergisi kanunu gelirleri şu şekilde tasnif etmektedir:
Son
kategoriye örneğin kar payları, döviz ticareti,
tazminat
ödemeleri, kira gelirleri, lisans gelirleri, borç
senetleri faizleri, yedek akçelerin değerlendirilmesi v.b.
Vergi
Kanunun 251. maddesinde hangi gelirlerin vergi
hesabında
dikkate alınmayacağı da örnek şeklinde
sayılmıştır:
-
Rehin ve başka teminat hakları
-
Esas Sermayeye yapılan
ödemeler (Agio’larda dahil) veya esas sermayeye edim
olarak yapılan yatırımlar (Ancak son olarak belirtilende yatırımın bir
yıl içinde gerçekleştirilmesi şartı
aranmaktadır).
-
Vergi iadeleri
-
Hisse satımından elde edilen kar
-
Alınan kredilerden elde edilen
gelirler
-
Tüzel kişilerin
devrettiği ve üzerinde en az % 50 oranında paya sahip olunan
malvarlığı
-
Kıymetli evraklardan elde edilen
kur kazançları
İşletme
masraflarının mahsup edilebilme niteliklerine ilişkin olarak Vergi
Kanununun 25. Ünitesi birçok kural getirmektedir. İşletme
masraflarında şöyle bir sınıflandırma yapılmaktadır:
Üretim
ve paraya çevirme masrafları (VergiK 254 v.d. maddeler)
Bu
da kendi içinde aşağıdaki şekilde ayrılmaktadır:
-
Ham madde masrafları
-
İşleme masrafları
-
Amortismanlar
-
Diğer masraflar
Buna
örneğin dar anlamda üretim ve satış masrafları,
yatırım
sermayesinin korunması için yapılan masraflar, araştırma
–
geliştirme masrafları, sigortaya yapılan ödemeler de
dahildir.
Diğer
masraflara ise md. 265 VergiK uyarınca
Leasinge
ilişkin vergi düzenlemeleri 29. Ekim 1998 tarihli
leasing
kanununda yer almaktadır. Finansman veya operate- leasing olup
olmadığına bakılmaksızın leasing oranları maliyet olarak
leasing alıcısından mahsup edilmektedir. Leasing verenin ilgili
leasing işlemlerine ve riskleri taşıması hususunda ilgisini
çekmek için kanun hızlandırılmış amortisman
uygulamaları öngörmektedir. Bu sabit oranla ve normal
amortisman oranları ile 3 katına kadar artırılabilmektedir.
İşletme
masrafların mahsup edilebilme niteliklerine ilişkin olarak
tek
tek incelenmesinde de yarar vardır. Örneğin Vergi kanununun
270. maddesi uyarınca araştırma-geliştirme masraflarının mahsup
edilebilme nitelikleri olmakla beraber ancak bu araştırma ve
geliştirme masraflarının değerlendirilebilir bir sonuca yol
açması halinde söz konusudur.
Sabit
varlıklar amortismana tabidir.
Düşük değerli
iktisat malları için 10.000 rublelik (400 €) bir
sınır
öngörülmüştür.
Amortismanda indirim, fikri
iktisat malları için de geçerlidir.
Hükümet
yönetmelikleri ile amortismanların hangi dönemde
yapılacağı tespit edilmektedir. Amortisman metodu olarak sabit
oranla metot ve azalan oranlı metot tanınmaktadır. Amorti edilecek
miktar her ay beyan edilmek zorunda olan kar miktarına ve ilgili
ön
ödemeye göre tespit edilecektir. Sabit varlıklar
üzerinde
yapılan tamiratlar belirli kollarda (özellikle sanayi kolunda)
gerçek masraf tutarında derhal mahsup edilebilir bir
özellik
taşımaktadır (md. 260 fık. 1 No.1 VergiK). Diğer istisnai
durumlarda aktive edilmesi ve amortisi söz konusudur.
Rus
Şirketlerin yurt dışında elde ettikleri karın çifte
vergilendirmeye tabi tutulmaması için Vergi
Kanununun
311. maddesinde koruyucu düzenlemeler bulunmaktadır. Bunlar
öncelikle Rusya’da elde edilen karlara
eklenmektedir. Daha
sonra yurt dışında ödenen vergiler Rusya’ya olan
vergi
borcundan mahsup edilmektedir. Ancak mahsup edilecek tutar
Rusya’da
mahsup edilebilecek olan tutarın üst sınırını aşamaz. Eski
Gelir Vergisi Kanunundan farklı olarak bu hüküm
çifte
vergilendirme andlaşmasının bulunup bulunmadığına bakılmaksızın
uygulanacaktır.
d)
Şirket Sermayesinin tabi olduğu Vergi (Ticari Sermaye Vergisi)
Federasyonun
Organlarına şirketin veya yabancıların şube ve
temsilciliklerinin malvarlıklarını vergiye tabi tutma hakkı
tanınmıştır. Şirketler, kuruluş yıllarında bu vergiden
muaftır. Ticari Sermaye Vergisi için % 2’lik bir
üst
sınır öngörülmüştür. Vergi
Konusu
malvarlığının değeri ise sabit bir değer değil, bilanço
ile uyumlu olarak güncel değeridir. Bazı şirketler,
örneğin
tarımsal işletmesi bulunan şirketler, araştırma kurumları ve
yatırım fonları bu vergiden muaftır. Aynı şekilde arsa ve
araziler de bu vergiye tabi tutulmamaktadır.
e)
Emlak Vergisi
Malikler,
zilyedler ve kullanıcılar (kiracılar hariç) emlakları
için
Emlak Vergisi ödemekle
yükümlüdürler.
Vergilendirmede esas alınacak değerler arsa ve araziler için
tespit edilmiştir. Bu vergi oranı kural olarak %
3’tür.
f)
Diğer yerel vergiler
Belediye
Vergilerinden birisini Reklam Vergisi teşkil etmektedir. Reklam
Vergisini verginin toplandığı yerde sağlanan reklam gelirlerinin
% %5’i teşkil etmektedir. Bunun dışında borsa faaliyete
dolayısıyla vergiler, piyango lisansları harçları da yerel
vergilere örnek teşkil etmektedir.
g)
Gerçek Kişilerin ödediği gelir vergisi
183
günden fazla bir süredir Rusya’da bulunan
gerçek
kişiler istisnasız vergi yükümlüsü
olur. Alman
Hukukundan farklı olarak burada ikametgah kavramına yer
verilmemiştir. Burada bir takvim yılı içinde 183
gün
ifadesi kullanılmış olup herhangi bir 12 aylık dönem kast
edilmemiştir. Bunun sonucu dünyanın her yerinde elde edilen
gelir bakımından vergiye tabi tutulmadır. 183’den az bir
süredir
Rusya’da yaşayan gerçek kişiler sadece Rusya
Federasyonu
kaynaklı gelirlerden vergilendirmeye tabi tutulur.
Vergilendirmeye
tabi 9 çeşit gelir vardır:
-
Rus bir kurumdan veya Rus bir
tüzel kişinin yurt dışındaki temsilciliğinden veya yabancı bir
tüzel kişinin Rusya’da bulunan şubesinden elde
edilen temeddüler veya faizler
-
Rus tüzel kişilere veya
yabancı tüzel kişilerin Rusya’da bulunan
temsilciliklerine sigorta tarafından yapılan ödemeler
-
Fikri Mülkiyetin
Rusya’da kullanılmasından elde edilen gelirler
-
Kiralamadan elde edilen gelirler
-
Gayri menkullerin, hisselerin
veya diğer kıymetli evrakların satışından elde edilen gelirler
-
5 yıldan fazla vergi
yükümlüsünün
mülkiyetinde bulunan dairelerden, evlerden veya gayri
menkullerden elde edilen gelirler vergilendirmeye tabi değildir (Bu
süre tespit edilirken tescilin yapıldığı an esas alınır). Daha
kısa süreli mülkiyet hallerinde 1 milyon rubleyi
aşmayan satış gelirleri vergiden muaftır.
-
Diğer malvarlıkları bakımından
vergi yükümlüsünün
vergiden muaf tutulması ancak 3 yıldan fazla bir süredir malik
olması halinde mümkündür. Daha kısa
sürelerde malvarlığı değerinin 125.000 rubleyi aşmaması
halinde muafiyet söz konusudur.
-
Rusya Federasyonunun sınırları
dahilinde taşınmaz malların inşasında ve edinilmesinde ipotek
için ödenen faizler de dahil 600.000 ruble mahsup
edilebilir. Belirtilen mahsuplar sadece yılda bir kere
yapılabilmektedir:
-
Faaliyetlerini Rusya’da
yürütüp yürütmediklerine
bakılmaksızın Rus tüzel kişilerin yönetim ve denetim
kurulu üyelerine yapılan ödemeler de dahil iş ve
hizmetler karşılığında yapılan maaş ve benzeri ödemeler
-
Maaşlar, Burslar ve benzeri
gelirler
-
Taşıma araçlarının
kullanımından elde edilen gelirler
-
Rusya’daki
faaliyetlerden elde edilen diğer gelirler
Gelirlerin
toplam tutarında belirli mahsupların yapılması
mümkündür.
Söz konusu mahsuplar sosyal, malvarlığı veya mesleki kaynaklı
olabilir.
Uygulanacak
olan vergi oranları tek tek şunlardır:
-
% 13 oranındaki genel vergi oranı
-
Rusya’daki ortaklık
paylarına istinaden ödenen kar payları % 6’lık
vergiye tabidir.
-
Dar mükelleflerinin
Rusya’da elde ettikleri tüm gelirler % 30 oranında
vergilendirilmektedir
-
Piyango geliri ve sigorta
ödemeleri %35 oranında vergilendirilmektedir. Aynı oran
sermayeye ödenen faiz bakımından da geçerlidir.
Malvarlığı
vergisi % 2 oranındadır. Ancak alındığı bölgeye göre
bir takım muafiyetler tanınabilmektedir.
-
Yabancı Yatırımların ve
Gerçek Kişilerin Vergilendirilmesi
a)
Genel Olarak
Yabancı
yatırımlar Rus bir hukuk kişisinin, bir Rus tüzel kişisinin
oluşumunu sağladıklarında kural olarak Rus Tüzel kişilerinin
tabi olduğu vergi hükümleri uygulanacaktır. Aynı
şekilde
yabancı bir şirketin temsilcilik aracılığıyla faaliyette
bulunması halinde yine Rus tüzel kişilerinin tabi olduğu
hükümler uygulanacaktır. Ticari bir faaliyette
bulunmayan
şirketlerin Rusya’da elde ettikleri gelirler Çifte
Vergilendirme Andlaşmasının hükümleri saklı olmak
üzere
Vergi Kanununun 309. maddesine göre vergilendirilecektir.
Bu
özellikle;
Kar
paylarını,
Tasfiye
bakiyesi de dahil diğer tüzel kişilerden elde edilen
gelirleri,
Fikri
mülkiyetin değerlendirilmesini,
Taşınmaz
devrinden veya aktifi % 50’den fazla taşınmaz mallardan
oluşan
şirket hisselerinin devrinden elde edilen satış bakiyesini,
Kiralamadan
elde edilen gelirleri,
Uluslar
arası taşıma edimlerinden elde edilen gelirleri kapsamaktadır.
Kanundaki
gelirler sınırlı olarak sayılmış olmuş “ ve
diğerleri”
şeklinde bir ibareye yer verilmemiştir.
Ortakların
Rus Şirketten elde ettikleri kar payları % 15 oranında vergiye
tabi tutulmakta. Buna karşın taşıma araçlarının ve
konteynırlarının kiralanmasından % 10 oranında vergi
alınmaktadır. Diğer tüm hallerde Vergi Oranı %
20’dir (Md.
284 fık. 2 VergiK).
Yabancı
ve yerliler için öngörülen vergi
düzenlemelerde
tek düzeliğin sağlanması için yabancılara tanınan
birtakım ayrıcalıklar kaldırılmıştır. Örneğin kira
masraflarının vergiden düşülmesi, seyahat
masraflarının
sınırsız olarak karşılanması ve kendi ülkelerine
yaptıkları sosyal güvenlik ve emeklilik ödemelerinin
mahsup edilmesi kaldırılmıştır.
Yabancılar,
yerliler gibi 01.01.2003 tarihinden beri Sosyal Vergi adı altında
vergiye tabi tutulmaktadırlar. Azalan oranlı vergi tarifesi
çizelgesine göre bu oran azami % 35,
6’lık bir oranda
ve en fazla 600.000 Rubleye kadar + en az artan miktarın %
2’si
kadardır. Bu yeni sosyal vergi eski sistemdeki sosyal fonunun
karşılığını teşkil etmektedir. Ancak kaza ve hastalık için
sosyal fona ödenecek miktar, sosyal verginin yanında
mevcudiyetini korumaktadır.
-
Temsilciliklerin Rus Hukukunda
Vergilendirilmesi
Rus
Vergi Kanunu eski düzenlemelerinden farklı olarak yakın bir
zamandan beri hangi durumlarda kanun anlamında bir temsilciliğin
söz konusu olacağını ve vergiye tabi olunacağını
belirtmektedir. Vergi Kanununun 306. maddesi uyarınca yabancı bir
tüzel kişinin Rusya’da ticari faaliyet
göstermek
amacıyla hazır bulundurduğu ve sürekliliği bulunan kuruluş
(Şube, İşletme Ünitesi, Büro, Acenta)
“Temsilcilik”
kabul edilmektedir. Aynı düzenlemede hangi hallerde
temsilciliğin söz konusu olmayacağı belirlenmektedir.
Örneğin
yardım ve hazırlık faaliyetlerini yürüten kuruluşlar
temsilcilik kabul edilmemektedir. Rusya’da Ortaklıkların
bulunması veya personel gönderilmesi ortada bir temsilciliğin
bulunduğu sonucunu kendiliğinden doğurmaz. Aynı şey normal
ihracat işlemleri bakımından da geçerlidir.
Ticari
Temsilcilerde sürpriz bir temsilcilik oluşumunun
önüne
geçebilmek için sözleşmesel ilişkinin ve
bu
kişinin yaptığı faaliyetlerin dikkatlice incelenmesi icap
etmektedir. Tayin edilen temsilci eğer kendi nam ve hesabına işlem
yapan bir tacir ise ve kendi işletmesi bünyesinde
faaliyetlerini yürütüyorsa ortada bir
temsilciliğin
bulunmadığı kabul edilmektedir. Fakat ortada yabancı şirketin
talimatlarına riayet etmekle yükümlü bir
acenta var
ise md. 306 fık. 9 Vergi Kanunu anlamında bir temsilcilik söz
konusudur. Bu özellikle ticari temsilcinin şirket adına
yürüttüğü faaliyetler dışında
hiçbir
işle uğraşmaması halinde söz konusudur.
Temsilciliklerin
bilanço tutma, vergi beyannameleri hazırlama ve ön
ödeme
yapma yükümlülükleri aynen Rus
Şirketlerininki
gibidir. Yerli Şirketlerin tabi oldukları oranları da aynen bu
temsilciliklere uygulanacaktır.
Vergi
dairesine tescil ve terkine ilişkin düzenlemeler 7. Nisan 2000
tarihli Maliye Bakanlığının “Vergi Dairelerinin yabancı
kurumların kayıt altına alınmasına ilişkin kararname”nin 1.
No’lu Ekinde yer almaktadır. Tescil için ilgili
talepnamenin yanı sıra ticaret sicili kayıt örneklerinin,
kendi ülkesindeki vergi kurumlarında tescilli olduklarını
gösterir kayıtların, yabancı tüzel kişinin
Rusya’da
temsilcilik kurulmasına ilişkin kararının ve idareciye verilen
vekaletnamenin ibraz edilmesi gerekmektedir. Terkin için
yabancı tüzel kişinin temsilciliğin kapatılmasına ilişkin
kararının ve işlem yapılan süre için ilgili Vergi
Beyannamesinin ve Rusya’daki temsilciliğe ait banka
hesaplarının
kapatıldığını gösterir belgelerin ibraz edilmesi
gerekmektedir. Vergi Dairesindeki kaydın silinmesine ilişkin
beyanın şubenin kapatılmasına ilişkin kararın alındığı
tarihten itibaren 3 gün içinde sunulması gerekir.
Ticari
bir amaç taşımayan temsilciliklerin de kurulması
mümkündür.
Böyle bir durumda ilgili tüzel kişinin temsilciliğin
kurulmasına ilişkin kararından temsilciliğin kar amacı
gütmeyeceğinin ve ticari faaliyette bulunmayacağının
anlaşılması gerekir. Tescil talebinde bu hususun da ayrıca
belirtilmesi gerekir.
Temsilcilik
usulüne uygun bir şekilde tescil edilmesi halinde Rus Ortakla
yapılan sözleşmeler ve buna bağlı olarak yapılan
ödemeler
Vergi Hukuku bakımından herhangi bir özellik arz etmemektedir.
Rus Ortakla bu tür hukuki işlemlerin
gerçekleştirilmesi
halinde ilgili vergi dairesine tescil belgesinin de sunulması
gerekir. Aksi takdirde Rus Ortak % 20’lik stopaja tabi
tutulacaktır. Vergilendirilecek tutar bu işlem neticesinde elde
edilen karla sınırlıdır. Bu stopaj düzenlemesiyle
temsilciliklerin vergi dairelerinde tescili zorunlu kılınmaya
çalışılmıştır.
Dikkat
edilmesi gereken hususlardan birisi de ticari amaç
güden
temsilcilik ile ana şirketin elde ettiği kar ve meydana gelen
masraflar bakımından bir ayrımın yapılmasıdır. Temsilcilik
için yapılan masraflar olarak kabul edilebilen değerlere
çalışanlara yapılan ödemeler, ticari seyahatler ve
Rus
çalışanların eğitim masrafları örnek olarak
sayılabilir.
E.
RUSYA’DA GAYRİ MENKULLER
-
Genel olarak
Gayri
menkuller üzerindeki mülkiyet ve diğer ayni haklar
Medeni
Kanunun 17. Bölümünde
düzenlenmiştir. Araziler,
petrol varlıkları, belirli su nesneleri ve arsa ile araziye
herhangi bir şekilde bağlı ve ayrılması mümkün
olmayan
nesneler gayri menkul olarak kabul edilmektedir. Ancak buna
ağaçlar
(veya ormanlar), yeşillikler, binalar, hava ve deniz gemileri,
karasu gemileri ve hukuki anlamda kozmik nesneler de dahildir.
Kanunla başka nesnelerin de gayri menkul sayılması
mümkündür.
Gayri menkullerin en önemli karakteristik özelliği,
yerle
ve zeminle bağlı olmaları ve sadece kullanma ile yok olmayan bir
değerlerinin bulunmasıdır.
Genel
mülkiyet kavramına uygun olarak gayri menkuller
üzerindeki
mülkiyet hakları kanunen yasaklanmamış veya sınırlandırmaya
tabi tutulmamış olması şartıyla satış hakkını, bağışlama
hakkını, rehin hakkını, kiralama hakkını ve diğer tasarruf
haklarını kapsamaktadır.
Arazinin
sınırları arazi kanununda düzenlenen usule göre
belirlenmektedir. Kanunda aksine bir hüküm yoksa
arazi
üstündeki mülkiyet hakkı arazinin sınırları
içerisinde bulunan zemini, su yollarını, ormanı ve diğer
bitkileri kapsamaktadır. Özel kanunlarda ve aksine bir
düzenlemenin bulunmaması ve 3. kişilerin haklarını ihlal
etmemesi şartıyla malik arazinin yüzeyinde bulunan her şeyi
serbestçe kullanabilmektedir.
-
Arazi, Arsa ve Bina arasındaki
mülkiyet ilişkiler
Eski
düzenlemeye göre arazi ve binanın
mülkiyetleri
birbirinden ayrı olarak ele alınırdı. MK’nın 17.
Bölümünün
yürürlüğe girmesi ile beraber bu ayrım
ortadan
kalkmıştır. Kanunun 263. maddesine göre, artık birbirine
bağlanma ve karışma prensibi kabul edilmektedir. Kanun
hükmü
ve sözleşme gereğince bina üzerinde ayrı bir
mülkiyet
hakkı tahsis edilmediği müddetçe, arazi
üzerinde
inşa edilen binanın mülkiyeti, arazi malikinindir. Bunun
anlamı arazinin kanun gereğince asıl nesne olarak kabul
edildiğidir.
Yalnız
arazinin asıl nesne olarak kabul edilmediği tek bir hal vardır (MK
md. 272). Bu da bina sahibinin aynı zamanda binanın üzerinde
inşa edildiği arazi üstünde kullanım hakkına sahip
olması ve bu hakkın sona ermesinden sonra bina değerinin arazi
değerini esaslı bir şekilde aşması nedeniyle bina malikine
araziyi satın alma hakkının mahkeme kararıyla tanınması
halidir. Böyle bir hakkın tanınması için
ön
koşul, arazi ve bina maliklerinin ayrı kişiler olmasıdır. Arazi
malikinin ve bina malikinin korumaya değer menfaatleri
arasında bir kıyas yapıldığında, bina malikinin menfaatlerine
öncelik verilecektir.
Araziden
ayrı bir bina mülkiyetinin tahsis edilmek istendiği durumlarda
iki tür düzenleme yapılabilecektir:
-
Ya kanuni bir özel
düzenleme olacak yahut taraflar sözleşme ile binaya
ayrı mülkiyetin tahsis edileceği hususunu düzenleyecek
-
Ya da arazi maliki ile bina
maliki aralarındaki hukuki ilişkiyi düzenleyen bir anlaşma
yapacaklardır.
-
Gayri
menkullerin tescil edilmesi
Gayri
menkullerin tescil edilmesi bir çok merci tarafından
yapılır.
Arsa ve araziler resmi kadastronun yanı sıra tapu siciline de
kaydedilir. Bina üzerindeki haklar ise özel bir
kadastro
mercii (Teknik envanter sayımı bürosu) tarafından kayıt
altına alınmaktadır. Bundan sonraki yasama sürecindeki
amaç
bir gayri menkul üzerindeki ayni hakların tek bir merci
tarafından kayıt altına alınmasıdır.
Mevcut
düzenlemeler başka ülkelerde
görülmeyecek kadar
fazla bürokratik masraflara yol açmaktadır. Buna
bağlı
olarak bu konunun danışmanlarına ödenecek ücretler de
artmaktadır. Aynı zamanda işlemlerin geçerliliği de sadece
noterce tasdik edilmiş olmalarına bağlı değildir ve bu durum
çok
ciddi zaman kayıpları yol açar.
a)
Arazi Kadastrosu
1.
Temmuz 2000 tarihinde yürürlüğe giren resmi
arazi
kadastrosu hakkındaki kanun, çeşitli gayri menkullerin tek
bir arazi kadastrosunda toplama çabasındadır. Her gayri
menkulün kadastro numarası, adresi, alanı, arazi
çeşidi,
sınırlarının tayini, usulüne uygun bir şekilde kaydedilmiş
ayni haklar ve sınırlamalar, izin verilen kullanma
çeşitleri,
kamusal ödemeler, arazi ürünleri ve
üzerinde inşa
edilmiş binalar burada kayıt altına alınmaktadır. Gayri
menkullere ilişkin hukuki işlemler ise ayrı bir sicilde kayıt
altına alınmaktadır ( bu konudaki açıklama için
aşağıya bakınız).
Resmi
arazi kadastrosu tekdüze bir arazi sicilinden, kadastro
dosyalarından ve kadastro planından oluşmaktadır. Rus Kadastro
Kurumu böylece Almanya’daki Kadastro
Müdürlüğünün
fonksiyonlarını yerine getirmektedir.
Arazi
Kadastrosu ile gayri menkullere ilişkin tüm bilgiler ve
kullanma çeşitleri, çevre koruması, değerlendirme
(ve vergilendirme), tapu sicilinde kayıtlı hakların tescili ve
tasarruf, kullanma ve zilyed olma haklarının korunması güvence
altına alınmaktadır. Bu nedenle arazi kadastrosu resmi bir nitelik
arz eder. İlgili her kişinin talep üzerine kayıt
örneği
alması mümkündür (eğer ilgili bir
tüzel kişilik
ise, ticaret sicili kayıt suretini ve şirket yönetim kurulunun
kendisine verdiği vekaletnamenin ibraz edilmesi suretiyle).
b)
Tapu Sicili
21.
Haziran 1997 tarihinde “ Gayri Menkullere İlişkin Hakların Ve
Hukuki İşlemlerin Resmi Tesciline İlişkin Kanun”
yürürlüğe
girmiştir. Adli İdareye bağlı bu tapu sicilinin iki fonksiyonu
vardır. Bir yandan gayri menkullere ilişkin hukuki işlemlerin
kanuna uygun bir şekilde yapılmasını denetim altına almaktadır.
Bu fonksiyonundan çıkarılan sonuç tapu
sicilindeki
tescilin sadece mülkiyeti hakkı açısından kurucu
bir
fonksiyonunun olmaması, aynı zamanda hukuki işlemin
geçerliliğine
de etki etmemesidir.
Diğer
fonksiyonu ise kat mülkiyeti ile ilgili konularda tapu
sicilindeki kayıtların mülkiyet hakkının varlığına veya
yokluğuna ilişkin bir hukuk güvenliği sağlaması ve aynı
zamanda üçüncü kişilerin
haklarını
korumasıdır.
Medeni
Kanunda tek tek hangi hakların tapu siciline tescil edilebileceği
belirtilmiştir:
Tescile
ilişkin düzenlemeler Medeni Kanunun çeşitli
maddelerinde yansımasını bulmaktadır. Buna örnek olarak yeni
inşa edilmiş binalar üzerinde mülkiyet hakkının
oluşumuna ilişkin 219. madde, 15 yıl sonra zaman aşımı ile
iktisaba ilişkin 234. maddenin 1. fıkrası, evlere ve dairelere
ilişkin satış sözleşmelerini düzenleyen md. 558,
işletme satışına ilişkin 560. Madde, Ömür boyu
sigorta
hakkının dayanağı niteliğindeki gayri menkulün devrine
ilişkin md. 584, Gayri menkul bağışına ilişkin 574 v.d.
maddeler, md. 609 fık. 1’e göre binaların kirasına
ilişkin
sözleşmeler, işletmelerin kirasına ilişkin md. 658 fık. 2,
gayri menkul idaresinin yeddi emine devrine ilişkin 1017. mad. fık.
2 ve franchisinge ilişkin md. 1028 sayılmıştır.
c)
Tapu Siciline Tescil Usulü
Hukuki
işlemlerin tescili talep üzerine yapılmaktadır. Tescil
için
gerekli olan şartların varlığı halinde tescil işleminin talebin
iletildiği tarihten itibaren bir ay içerisinde yapılması
gerekmektedir. Sicil memurluğu talebin dayanağına ilişkin bir
tereddüt içindeyse tescil işlemini en fazla
üç
ay için askıya alabilir. Böyle bir durumda mutlaka
bir
ara kararın alınması gerekmektedir. Kural olarak hakların tapu
siciline kaydını sözleşmenin tarafları ancak beraber talep
edebilmektedirler. Ancak taraflardan birisinin diğerine tescil
işleminde kendi adına imza atması için vekalet vermesi
mümkündür.
Bazı
istisnai durumlarda, diğer tarafın bizzat hazır bulunması şartı
aranmaktadır. Bu özellikle sözleşmenin noter
tarafından
düzenlendiği veya tarafların kendi aralarında
düzenleyip
notere tasdik ettirdiği haller bakımından geçerlidir.
Kanunun
20. maddesinde sınırlı red sebepleri öngörmektedir:
-
Tescili talep edilen hakkın
tescile tabi olmaması
-
Yetkisiz kişinin talepte bulunması
-
İbraz edilen belgelerin kanuni
şartlara uygun olmaması
-
Talep edilen hakkın dayanağını
oluşturan idari işlemin batıl olması
-
Hakkın tesciline ilişkin irade
beyanının yetkisiz kişi tarafından sunulması
-
Tescili talep edilen hakkın
yeterince belirli olmaması (örneğin irtifak hakkı kapsamının
yeterince tanımlanmaması)
-
Hakkın dayanağını oluşturan
belgeden talepte bulunan kişinin yetkisiz olduğunun anlaşılması
Belirtilen
sebepler dışında tescil talebinin reddi mümkün
değildir. Yani tescil talebinin belirtilen sebeplerden biri
olmaksızın reddi halinde dava açılması
mümkündür.
Kanunun
31. maddesi gereğince tapu sicili bilgilerin doğruluğundan ve
tescilin zamanında yapılmamasından sorumludur. Sorumluluk ancak
sicil müdürlüğünün
memurlarının bir
kusuru olmadığını ispat etmesi halinde söz konusu olmaz.
Mahkeme kararıyla tescil talebinin yerinde olduğu tespit edilirse
tescilin mutlak olarak yapılması gerekmektedir.
4. Gayri menkul
alım-satımı
Aşağıda
Gayri menkul alım-satımının hangi aşamalardan geçtiği
uygulamada esas alınmak suretiyle açıklanmaktadır.
-
Ön
Sözleşme
Eğer
alıcı ve satıcı satış değeri üzerinde (genellikle dolar
olarak belirlenir) anlaşırsa bir ön anlaşma imzalanır.
Ön
Sözleşmede alım-satım niyetinin ve daha sonradan akdedilecek
ana sözleşmenin esaslı unsurları yer alır. Bunun yanı sıra
ön ödemenin ne kadar olacağı (genellikle 1000 doların
üzerinde) belirlenir. Kararlaştırılan ücret derhal
muaccel olur ve satış ücretinden daha sonra mahsup edilir.
Bundaki amaç satıcının satış evraklarını hazırlamak
amacıyla yapacağı masrafları ödeyebilmesidir. Diğer bir
sebep yapılan ön ödemenin satıcıya ana
sözleşmenin
gerçekten akdedileceğine ilişkin bir güvence
sağlar.
Zira asıl sözleşmenin akdedilmesi için gerekli
evraklar
belirli bir süre için geçerliliğini
korumaktadır.
Sözleşmenin noterce tasdiki zorunlu olmayıp yabancılara buna
rağmen noter tasdikli olarak yapmaları tavsiye edilir.
-
Satış
Sözleşmesi
Sözleşmenin
noter huzurunda akdedilmesi gerekir. Noter, tarafların kişisel
bilgilerini pasaportlarına bakmakla suretiyle kontrol eder.
Yabancıların pasaportunun mutlaka yeminli tercümesini de ibraz
etmeleri gerekir. Eğer yabancı üç günden
fazla bir
süredir Rusya’da bulunuyorsa kaydın ispat edilmesi
gerekir.
Satıcının
notere aşağıdaki belgeleri de sunması gerekmektedir:
-
gayri menkulün teknik
tarifi
-
gayri menkulün resmi
sicildeki kaydına ilişkin belge
-
gayri menkulde yaşayan kişilerin
belgelendirilmesi
-
Devir
Sözleşmesi
Satış
Sözleşmesinin yanı sıra tarafların bir de devir
sözleşmesini
imzalamaları gerekir. Burada bağımsız bir belge söz
konusudur. Bu sözleşme ile satıcının gayri menkulden doğan
hak ve borçları alıcıya devredilmekte ve alıcı da bu hak
ve yükümlülükleri kabul etmektedir.
-
Tescil İşlemi
Gayri
menkul alımlarında mülkiyetin devri tescile bağlıdır ve
ancak tescilin yapıldığı anda geçerlilik arz eder
(Sözleşme ise imzalanmayla beraber). Taraflardan birisi tescil
işlemin yapılmasından kaçınırsa diğer tarafın talebi
üzerine mahkemenin sözleşmeyi resmi belge olarak ilan
etmesi mümkündür.
Gayri
menkulün devrinde aynı zamanda arazi üzerindeki
mülkiyet
hakları da alıcıya intikal ettirilmektedir. Satıcı eğer
arazinin maliki ise binanın üzerinde bulunduğu araziye ilişkin
mülkiyet, kullanma veya kira hakkını alıcıya devredebilir.
Eğer gayri menkul devri sözleşmesinde açık bir
şekilde
bu arazi üzerindeki mülkiyet hakkını muhafaza ettiği
belirtilmemişse, bu hakkın da alıcıya devredildiği karinesi
geçerli olacaktır.
Eğer
arazi üzerindeki bina hariç tutularak satılmışsa
satıcı binanın üzerinde bulunduğu ve kullanımı için
zorunlu bulunan alan üzerindeki kullanma hakkını saklı tutar.
Eğer kullanma hakkı sözleşmede açıkça
belirtilmemişse sınırlı bir kullanma hakkı vardır.
Gayri
menkulün kimliğinin açık bir şekilde belirlenmesi
en
esaslı sözleşme şartıdır. Satılan gayri menkulün ne
olduğuna dair belirsizlikler ve eksik ifadeler sözleşmenin
geçersizliğine neden olur.
Gayri
menkul alımlarında dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de
normal satış sözleşmelerinden farklı olarak, fiyat
belirtmenin zorunlu tutulmasıdır. Binanın arazi ile beraber
devredildiği karinesinin geçerli olduğu durumlarda bina
fiyatının yanı sıra bina kullanımı için gerekli olan
alanlar için de fiyat belirtilmesi gerekir.
Kat
mülkiyetine tabi bağımsız bölümlere ilişkin
özel
hükümler mevcuttur (MK md. 558). İkamet dairesi satış
sözleşmelerinin esaslı koşullarından biri kat
mülkiyetine
tabi binanın dairelerinde yaşayan ve bu dairelerin satışından
sonra da bunlara kullanma hakkına kanunen sahip bulunan (satış
kira ilişkisini sona erdirmez) kişilerin listesinin sözleşmede
yer almasıdır. Bu kişiler şunlar olabilir: Önceki malikin
aile üyeleri de eğer hala bu dairelerde ikamet ediyorlarsa,
kiracı ve kiracıyla beraber dairede yaşayan diğer kişiler, kira
sözleşmesi çerçevesinde alt kiralayan.
Adi gayri
menkul satış sözleşmelerinden farklı kat mülkiyetine
tabi bağımsız bölümlerin satış
sözleşmelerinin
geçerliliği, tapu siciline tescil edilmesine bağlıdır.
-
Gayri Menkullerin
Kiralanması
a.
Binaların Kiralanması
MK’daki
kira hukukuna ilişkin ünitenin 2.
bölümünde
binaların kiralanmasına ilişkin özel düzenlemeler yer
almaktadır. Binalarla kast edilen yerle bitişik ve taşınma
özelliği bulunmayan yapılardır. Genel kira
sözleşmelerinden
farklı olarak burada kira ödemeleri sözleşmenin
esaslı
unsurlarından birini teşkil eder. Sözleşme, kira
ödemesine
ve miktarına ilişkin hükümler bulundurmaması halinde
batıldır (MK md. 654 fık. 1).
Sözleşmede
yazılı şekil şartlarına uyulmaması halinde geçersizliği
söz konusudur. Süresi bir yıldan fazla olan kira
sözleşmelerinde tapu siciline kayıt bir geçerlilik
şartı teşkil eder (MK md. 651).
Gayri
menkulün kiralayan tarafından devredilmesi ve alıca tarafından
teslim alınması devir sözleşmesinin devir
protokolünü
imzalamaları ile gerçekleşmektedir.
b.
Kat Mülkiyetine tabi binaların dairesinin kiralanması
Bu
husus MK’ nın 671 v.d. maddelerinde düzenlenmiştir.
Kural
olarak bu tür sözleşmelerde kiracı taraf
gerçek
kişidir. Sözleşmede kiracı tarafın tüzel kişi olarak
belirtilmesi mümkün olmakla beraber
sözleşmenin
sadece gerçek kişilerin ikamet etmesi için
akdedilmiş
olması gerekir.
Kira
sözleşmesinin bu türünde de yazılı şekil
şartı
aranır. Sözleşmede mutlaka ikamet edecek tüm
kişilerin
isimleri belirtilmelidir. Yalnız bu sözleşme süresi 1
yıl
olan kira sözleşmeleri bakımından geçerli değildir.
Dairede ikamet eden diğer kişiler de kiracının haklarına
sahiptir. Başka kişilerin daireye taşınması ancak kiralayanın
ve dairede ikamet eden diğer kişilerin izni ile
mümkündür.
Ancak burada da her kişiye en az 12 metrekare alan bırakılmasına
ilişkin hükme dikkat edilmesi gerekir. MK md. 677 fık. 4
uyarınca evde ikamet eden kişilerin kiralayana karşı
müteselsilen
sorumlu olacakları kararlaştırabilir. Bildirimin yapılmış
olması yeterli olup ayrı bir sözleşmeye ihtiyaç
yoktur.
Kiralayanın
sorumlulukları arasında dairenin kiracının kullanımına
sunulması, yerel hizmetlerin temin edilmesi (Örneğin
Çöp
Temizliği) ve binadaki tamiratların yapılması, kiracının
sorumlulukları arasında ise dairenin sözleşme şartlarına
uygun bir şekilde kullanımı ve dairenin mevcut halinin korunması
bulunur.
Sözleşmenin
süresi en fazla 5 yıl olabilir. Sürenin sona
ermesinden
sonra kiracının sözleşme yenileme konusunda bir
öncelik
hakkı vardır. Bunun için kiralayanın sözleşmenin
sona
ermesine en geç 3 ay kala yeni kira sözleşmesini
teklif
etmesi gerekir. Sunulan teklifte yeni şartların bulunması
mümkün
olmakla beraber gerçeğe uygun ve tatbik edilebilir olması
gerekir. Kiralayan sözleşmeyi yenileme
yükümlülüğünden
kaçınması ancak yine geç 3 ay öncesinde
daireyi
en az 1 yıl süreyle kimseye kiralamayacağını bildirmesi
halinde mümkündür. Böyle bir
bildirim yapılmış
olmasına rağmen kiralayan süre dolmadan daireyi başkasına
kiralamış ise butlan davası açması ve tazminat istemesi
mümkündür. Eğer hiçbir bildirimde
bulunulmamışsa kira sözleşmesi sözleşme
süresiyle
uzar.
Kiracının
sözleşmeyi en az üç ay öncesinden
bildirimde
bulunmak şartıyla her zaman fesh etmesi
mümkündür. Kiralayanın sözleşmeyi
fesh etmesi için ise mahkeme
kararına ihtiyaç vardır. Kısa süreli kira
sözleşmelerinde iki ay boyunca kira ödemesinde
temerrüde
düşülmesi fesih için yeterli bir sebeptir.
Aynı
şekilde kiracının daireye hasar vermesi veya sözleşme
şartlarına riayet etmemesi de fesih sebebi oluşturur. Ancak
mahkeme bir hasar meydana getirilmiş ise kiracıya hasarın tamir
edilmesi için bir yıllık süre verebilir. Bu
süre
içinde hasarın tamir edilmemesi halinde fesih talebinin
tekrarı üzerine mahkeme sözleşmenin feshine karar
verecektir. Kiracının talebi üzerine bir yıllık cebri icra
korumasının sağlanması mümkündür.
|