Ekim 2007


Stajyer Avukatlar Yurt Dışında Staj Yapabilecek

Danıştay, stajyer avukatların, avukat yanında yaptıkları stajlarının belirli bir kısmını yurt dışındaki bir avukatın yanında yapabilmelerine olanak sağlayan 06.04.2007 tarihli bir karar verdi. Danıştay'ın 8. Dairesi'nin kararında, bir stajyerin, İstanbul Barosunda staja başladığı, altı aylık adliye stajını tamamladıktan sonra, ikinci altı aylık süre için avukat yanında staja başladığı, bu arada İstanbul Barosu ile Frankfurt Barosu arasında yapılan protokol gereğince, stajyerin yanında staj yaptığı Türk avukatın da onayını alarak iki ay süreyle Frankfurt Barosu'na kayıtlı bir avukat yanında staj yaptığı; daha sonra Türkiye'ye dönerek bu iki aylık süreyi de altı aylık süresinden sayarak baroya ruhsat başvurusunda bulunduğu belirtildi. Türkiye Barolar Birliği'nin adı geçen stajyere ruhsat verilmesi işleminin, yurt dışında geçen sürenin altı aylık avukatlık stajı süresinden sayılamayacağı gerekçesi ile Adalet Bakanlığı tarafından geri çevrilmesi üzerine, Türkiye Barolar Birliği önceki kararında direnmiştir. İdare mahkemesi, ruhsatın verilmesi yönündeki İstanbul Barosu Yönetim Kurulu kararını iptal etmiştir. TBB kararı temyiz etmiştir. Danıştay'ın verdiği karara göre; esasen önemli olanın staj süresinin kaliteli geçirilerek, mesleki formasyonu kazandıran iş ve işlemlerin bizzat yaptırılmasının sağlanması, görgü ve bilginin araştırılması ve bunun için de hukuksal ve eğitsel tüm olanakların zorlanarak fırsat yaratılmasıdır. Bunun da stajyer avukatın iyi yetişmesi için sorumlu olan Baro'nun günün koşullarına ve ihtiyaçlarına göre stajın içeriği ve niteliğini planlayabilmesi ile mümkün olacağı açıktır. Bu durumda, stajyer avukatın Frankfurt Barosu ile İstanbul Barosu arasındaki stajyer değişimi çerçevesinde, deneyimli avukat yanında yaptığı stajının iki aylık süresinin yurt dışında Avukatlık Kanunu'nda ve Avukatlık Stajı Yönetmeliğinde öngörülen amaca ve usule uygun olarak tamamlaması karşısında, bu süre staj süresinden sayılmıştır.

Türk Alfabesinde "W" yoktur

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, hem Türk hem İngiliz vatandaşı olan kişinin nüfus kayıtlarında "Vendi Filiz" olarak yazılmış olan adının "Wendy Phyllis" olarak düzeltilmesi talebini kabul eden Yerel Mahkeme'nin kararını bozdu. Dava konusu olayda İngilizce ismi "Wendy Phyllis" olan davacı 1999 yılında Türk vatandaşı olup nüfusa ismi Türkçe okunuşu olan "Vendi Filiz" olarak kayıt edildi. Ancak davacı bu durumun karışıklıklara ve resmi işlemlerde aksamalara neden olduğunu ifade ederek, nüfus kaydındaki adının İngilizce aslındaki gibi "Wendy Phyllis" olarak düzeltilmesini talep ederek mahkemeye başvurdu. Mahkeme davacının talebini yerinde görerek düzeltme kararı verdi, ancak Yargıtay bu kararı bozdu. Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 2006/1153 E., 2006/1822 K. sayılı kararında, 03.11.1928 tarihinde yürürlüğe giren 1353 sayılı Türk harfleri Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun hükümleri uyarınca, davacının ad ve soyadının Türkçe okunduğu şekilde nüfus kütüğüne kayıt edilmesinin zorunlu olduğunun ve davacının adının İngilizce yazılışında bulunan "W" harfinin, anılan yasanın 1. Maddesinde sözü edilen cetvelde gösterilen Türk Harfleri içerisinde yer almadığının altı çizildi.