|
Uluslararası Ticari Sözleşmeler
Uluslararası ticaret farklı ülkelerde ikametgahı, iş merkezi veya mutad meskeni olan ya da farklı devletlerin vatandaşlığına sahip olan gerçek ve tüzel kişiler arasındaki mal ve hizmet değişimini ifade eder.
Uluslararası ticari sözleşmelerin hazırlanması ve bu sözleşmelerde bulunması gerekli unsurlar:
- Tarafların açık kimlikleri ve adresleri
- Sözleşmenin konusu ve kapsamı
- Malın hangi bedelle satılacağı
- Teslim şekli
- Ödeme şekli
- Sevk tarihi
- Gecikme cezası
- Ambalaj ve taşıma şekli
- Gözetim
- Mücbir sebep
- İhtilafların çözüm yolları
- Uygulanacak hukuk
- Sözleşmenin yapıldığı tarih, yer, kaç nüsha olduğu ve tarafların isim ve imzaları.
En fazla uyuşmazlık doğuran durumlar ve bunlarla ilgili kanunlar ihtilafı kuralları:
Ehliyet: Herhangi bir sözleşmenin taraflar açısından bağlayıcı ve geçerli sayılabilmesi için, tarafların sözleşme yapma ehliyetine haiz olmaları gerekir. Sözleşme yapma ehliyetine sahip olmayanlar veya bu ehliyeti kısıtlanmış olanlar arasında yapılan sözleşme geçerli ve bağlayıcı olmaz. Gerçek kişilerin hak ve fiil ehliyetine sahip olup olmadıkları veya bu ehliyetin sınırları, gerçek kişilerin vatandaşlığında bulunduğu veya ikamet ya da mutad meskeninin bulunduğu ülke hukukuna göre belirlenir. Tüzel kişilerin hak ve fiil ehliyeti ise tüzel kişinin merkezinin bulunduğu yer hukukuna veya kuruluş yeri hukukuna tabidir.
Şekil: Uluslararası ticarette potansiyel ihtilafları baştan önleyebilmenin bir yolu da, işin başında yazılı ve usulüne uygun bir sözleşme yapmaktır. Sözleşmelerin eksik bırakılan veya düzenlenmeyen kısımları, ülke hukukunun emredici, yedek ve tamamlayıcı hükümleri ile doldurulacaktır. Uluslararası ticari ilişkilerin temelinde yer alan sözleşmelerin yazılı şekilde yapılma zorunluluğu yoktur. Genel olarak sözleşme serbestîsi belirlenmiştir. Sözleşme tasarlanırken hangi hukuk sistemi dikkate alınmakta ise, uygulanacak hukuk olarak da o hukuk seçilmelidir. Uluslararası karakterli sözleşmeler şekil bakımından LRA kuralı gereğince yapıldıkları ülke hukukuna tabi kılınmıştır. Ancak Türk hukukunda olduğu gibi, bu konuda sözleşmenin esasına uygulanacak hukuka da yetki tanınmıştır. Buna göre yapıldığı ülkenin veya esasa uygulanacak hukukun öngördüğü şekle uygun yapılan sözleşmeler şekil bakımından geçerlidir.
Zamanaşımı: Zamanaşımı hukuki işlem ve ilişkilerin esasına uygulanan hukuka tabi kılınmıştır. Herhangi bir yabancılık unsuru taşıyan sözleşmeden doğan ihtilaf Türk mahkemesinin önüne geldiğinde mahkeme zamanaşımını sözleşmeye uygulanacak hukuka göre karara bağlayacaktır.
Uluslararası ticari uyuşmazlıkların tarafların seçtiği milli mahkemede çözümlenmesi
Türk mahkemelerinin seçimi: Türk mahkemelerine yetki veren anlaşmanın şekil ve diğer geçerlilik şartları lex fori olarak Türk Usul Hukukuna tabidir. Yabancılık unsura taşıyan işlem ve ilişkilerden doğan veya doğacak olan ihtilaflar açısından tarafların anlaşmasına bağlı olarak Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin nasıl ve hangi şartlar altında tayin edileceği 22. Maddeye göre tespit edilecektir. Hem şekle hem de esasa ilişkin bazı şartlar vardır.
Şekle ilişkin şartlar: Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı biçimde yapılması gereklidir (sıhhat şartı).
Esasa ilişkin şartlar: 1- Mahkemenin yetkisi kamu düzenine ilişkin olmamalıdır. 2- Yetki sözleşmesinin konusunu oluşturan uyuşmazlık belirli olmalıdır. 3- Yetkili olmayan mahkemenin yetkilendirilmesi gerekir. 4- Mahkeme belirli olmalıdır.
Yetki sözleşmesine ilişkin sınırlamalar: Türkiye ile yeterli ağırlıkta ilişkisi bulunmayan bir ihtilafta tarafların anlaşmasıyla Türk mahkemeleri milletlerarası yetki kazanabilir. Mahkeme içtihatlarında kendini gösteren yeni bir eğilim, yetkili kılınan Türk mahkemesi ile söz konusu ihtilaf arasında maddi bir bağlantının aranmasıdır.
Yabancı mahkemenin seçimi: Yabancı mahkemeye yetki verme konusunda serbesti sistemi geçerlidir. Yalnız bu serbesti sınırsız değildir. Uyulması gerekli şartlar şu şekilde belirtilmiştir; yer itibari ile yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan uyuşmazlığın yabancı devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler.
Yabancı mahkemeye yetki veren sözleşmenin Türk hukukunda sonuç doğurması için gerekli şartlar: Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına uygun olarak tayin edildiği hallerde taraflar yabancı bir mahkemeye yetki veremezler. Yabancı mahkemeyi yetkilendiren sözleşmenin Türk hukukunda sonuç doğurması için yetkili kılınan yabancı mahkemenin ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın belirli olmasının gereklidir. Yetki sözleşmesi MÖHUK’ta herhangi bir şekle bağlı tutulmamıştır, taraflar sarih olarak ya da zımnen yabancı mahkemenin yetkisini kararlaştırabilirler.
Seçilen yabancı mahkemenin münhasır yetkisi: (Türk mahkemelerinin yetkisinin bertaraf edilerek sözleşmede belirtilen yabancı mahkemelerin tek yetkili mahkeme olması) MÖHUK md.31/son cümlesine rağmen uygulamada, yabancı devlet mahkemesine yetki veren sözleşmenin Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini kaldırmayacağı kanunen yetkili bir mahkemenin bulunması halinde davanın Türkiye’de görüleceği kabul edilmektedir. Fakat Yargıtay yeni bir kararında 31. Maddeye göre yapılan yetki anlaşmasının Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini bertaraf edeceği sonucuna varmıştır. Doktrindeki eleştiriler sonucu Yargıtay HGK kararı ile 31. maddeye uygun olarak düzenlenmiş bir yetki anlaşmasının Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisini kaldıracağı sonucuna varmıştır.
Yetki sözleşmesinin varlığına rağmen Türk mahkemelerinin davaya bakacağı durumlar: Kural yetki sözleşmesi ile yabancı bir devlet mahkemesinin yetkili kılınması durumunda, Türk mahkemelerinde doğrudan dava açılamayacağıdır. Fakat yabancı mahkemeyi yetkilendirmelerine rağmen taraflardan biri Türkiye’de dava açarsa ve davalı da yetki sözleşmesinin varlığını ileri sürmezse davaya Türk mahkemelerinde bakılabilir. Bunun yanında yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması halinde dava yetkili Türk mahkemesinde görülür. Yetki sözleşmesinin varlığına rağmen Türk mahkemelerinin davaya bakacağı bazı durumlar da doktrinde belirtilmiştir.
|